Deneme

DURU -12-

Hafta sonu gelmişti yine, hafta sonları bir durma, dinlenme demekti. En azından iki gün kimse borcunuzu ödeyin demeyecekti. Şu halde iki gün hiçbir şey düşünülmemeli, dert edilmemeliydi. Bu günler de elbet geçecekti, bir an gelip borçlar bitecekti ama o an acaba ne zaman gelecekti? Sakin, sıcak bir gündü yine, biraz kararsızlıktan sonra bürosuna gitmeyi gözü yemedi, bir gazete alıp eve döndü, evet bugün çıkmayacaktı. En iyisi yazmaya devam etmek diye düşündü. Esas konuya bir türlü gelemese de aklından geçenleri yazmaya devam etti. Kafası sürekli nasıl oldu bütün bunlara takılıydı. Gerçekten de anlam veremiyordu olanlara, bir anda ve hem de kendisi dışında gelişen olaylar bütün hayatını altüst etmişti. Düşünmeyeceğim dese de sürekli dönüp dolaşıp geldiği yer; yaşadıklarını sorgulamak, nasıl ve neden olduğuna cevap aramaktı. Şu bulunduğu noktayı hak edecek ne yapmış olabilirdi ki? Yardımsever, sorumluluk ruhu yüksek, güleç, hoşgörülü biriydi kendine göre. Ayrıca çalışkandı, tuttuğu işi koparmadan bırakmazdı. Cevabını bulamıyordu sorularının. Cevabını bulamıyorsa aslında basit bir açıklaması olmalıydı her şeyin. Ama yok işte tıkanıp kalıyordu. Aslında son zamanlarda tüm olumsuzluklara rağmen hayatına biraz daha renk katabilmeyi becermişti. Daha fazla gülebilmeyi, hayata biraz daha eğlenceli tarafından bakabilmeyi başarır gibi oluyordu. Hayatına hakim olan detaycılıktan sıyrılmaya başlamış daha basit fakat daha keyifli bir yaşam tarzına geçmişti. Tatmadığı yiyecekleri, giymediği giysileri keşfetmiş, rahatına düşkünleşmişti. Sürekli çalışıp, didinmekle ve sonunda da bir yere varamamakla geçen bir hayatın neticesinde insan çok rahat böyle bir haletiruhiyeye girebilir. En önemlisi, insanların sandığı ya da daha önceden onlara hissettiği kadar önemli olmadıklarını anlamak, onu epeyce rahatlatmıştı. Herkesin dostluk dediği yüksek bir egodan başka bir şey değildi, zaten biliyordu şimdi ise emin olmuştu. Keyif aldığı gibi yaşamasında artık hiçbir mahsur yoktu. Aslında hayattan daima keyif almış biriydi fakat herkese karşı hissettiği kimi anlamlı ama çoğu anlamsız sorumluluklar her zaman keyfini kaçırmaya yetmişti. İşte o keyifle bu keyif arasındaki fark buydu ve artık kendini hiçbir kimseye sorumlu hissetmemenin rahatlığı içerisindeydi. Belki de sorularının cevabı da buydu, haddinden fazla ayrıntılara kafa yorarken, bir başka hayatları yaşarken kendi hayatını kaçırmıştı. Elin beğenmediği adamları hince kendi hesaplarını yaparken, aslında öfkesinden biraz da hasedinden böyle söylüyordu elbette ki doğal olan herkesin hesabını yapmasıdır, o kendi işini gücünü bırakıp başkalarının hesaplarını tutmak, yapmak ve halletmek peşindeydi. Evet, evet belki de tüm sorularının cevabı işte bu kadar basitti. Haydi, çay içelim dedi kendi kendine, güzelce çayımızı içelim.

Bir hafta sonu daha böylece bitmekteydi işte. Pazar gecesi, biraz esinti olsa ne iyi olacak fakat tık yok sanki hava nefesini tutmuş bırakmıyordu. Kendisini yine de iyi hissetti. Yeni bir haftaya başlayacak, yeni, güzel gelişmeler olacaktı belki, belki değil mutlaka olacaktı. İşte aylardan Ağustos, kocaman bir yılın yarısından çoğu geçmişti. Bu yıl hayırlısı ile bitseydi zaten bütün sorunlar geride kalmış olacaktı, bundan öylesine emindi ki. Ve bu emin oluşunun kendine göre bir nedeni de vardı elbette. Her seferinde inanmak istemedi fakat bu kadar da tesadüf olabilirmiydi? Ayın 13 ve 17’leri mutlaka sıkıntılı geçiyor, kendi yaşamında olsun çevresinde olsun hoş olmayan birtakım olaylar, sorunlar çıkıyordu. Sonunda hurafelere inanan biri olmadığı halde o günlerden korkar oldu. Bir müddet sonra bütün şanssızlıkların 2013 yılında başladığını zincirleme devam ettiğini düşününce eyvah demişti bütün bunlar 2017 bitmeden bitmez. Dört gözle bu 2013-17 sarmalının tükenmesini istiyordu. Yılbaşlarında özel bir program yapmazdı hiç ama bu kez planı şimdiden hazırdı ve yılın bitişini ilk defa büyük bir keyifle kutlayacaktı. Mesele buydu. Bir yandan tekrar seri bir şekilde yazmaya başladığı için çok daha iyi hissetmeye başlamıştı. Epeydir ara verdiği okumaya da zaman ayırabilseydi keşke. Ama zamanla onu da halledebileceğini düşündü. Çünkü yazmanın peşi veya önü sıra okumak gelir, insan buna mutlaka ihtiyaç duyar. İnsan sadece okuyabilir yazmasa da ama ona göre sadece yazamaz okumadan. Fazla da geçe kalmadan uyumak istiyordu, yarın önemliydi, en yakın umuttu, yarınların başlangıcıydı yarın, daha doğrusu şu ana kadar miadı dolmuş her andan çok daha kıymetliydi, ümitler yüklüydü.

Ve yine günler geçti, geçerken öyle akla gelmeyecek şeyler oldu ki. Hala yaşadıklarının şokunu üstünden atamıyordu. Bütün bunlar yaşanmış olabilir miydi yoksa hepsi bir rüyadan mı ibaretti? Darlıkla aradığı kendisine dönüş yapmayan iki arkadaşından biri yani çocukluk arkadaşı olanı onu bir hafta sonra arayıp derdini anladıktan sonra ona gönülden yardımcı olmak istemiş, kabul edemeyeceğini söyleyince de satmakta olduğu evinin yarısına ortak olmayı teklif etmişti. Asla kıvrak olamayan, her şeyi enine boyuna düşünmeden yapamayan biri olarak bu teklif de tabi ona çok cazip gelmemiş fakat fazla da yapabilecek bir şeyi olmadığından kabul etmişti. Arkadaşı bu şekilde ona derin bir nefes aldırmıştı. Fakat hala başıma iş aldım tarzında arkadaşına şüpheyle bakmasına da engel olamıyordu. Zira arkadaşını seviyor olmasına rağmen oldum olası çok istikrarlı biri olmadığını düşünmüştü. Pek çok nedenle bu ortaklığın bir sürü mahsurları olabilirdi. Belki de böyle düşünmekle çok ayıp ediyordu durmadan onu çok sevdiğini söyleyen arkadaşına. Açık yüreklilikle arkadaşına dostluğa falan inanmadığını da söylemişti üstelik. Neyse ki kendi arkadaşlıklarının bebeklik, çocukluk arkadaşlığı, bir nevi kardeşlik, bir kader olduğunu belirterek söyledi bunu ona. Hayat insana umulmadık oyunlarını oynamaya devam mı ediyordu yoksa da büyütülecek bir şey yoktu da o mu bilemiyordu? Kan ter içinde uyanmaları, daralmaları niyeydi ki aslında neticede alan razı satan razı bir ortaklıktı ve şimdilik iyi bir çözümdü, bu kadar basit deyip konuyu kapatmalıydı en iyisi.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2017    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir