Deneme

DURU (Yeni Öykü) -2-

Duru

Günlerdir bitmeyen yağmurlardan sonra güneşli bir gün. Hemen her gün arayışlardan, düşünmekten, üzülmekten yorgun düşüp geceleri erkenden uyuyunca sabah erkenden kalkılıyor. Böyle olması da gerekiyor zaten, sabah erkenden kalkmalı, sabah büyük bir umudun kapısı onun için. Gün bitmesin istiyor çünkü planları, düşünceleri, yapacakları o kadar çok ki, çoğu zaman tam da içine sinmeden düşündüklerini tamamlayamadan hemen akşam oluveriyor, sonra gece, bu sefer de sabah olsun istiyor, çabucak sabah olsun, böyle bir döngü sürüp gidiyor.  Dün bir ara yüreğinin koşturmaları yavaşladı. Çünkü sürekli okuduğu, büyük bir beğeniyle derlediği eski şiirleri, o an çalan telefonu, arayan kişi ve onunla görüşmeleri, internette tesadüf ettiği eski lise sayfası, aynı zamanlarda kitaplığından düşen ince bir şiir kitabı, bunların hepsinin karışımı sert bir içki gibiydi. Dudaklarına değen sadece bir yudumu içinin tamamını yaktı. Ve daha derin düşünmekten kaçarcasına çıkıp gitti zira devamı katlanamayacağı bir sarhoşluk olacak, öylece kalakalacak, belki de yorgun bir saat gibi hepten duruverecekti.

Sabah, ablalar her gün olduğu gibi metroya doluşmuşlar diye düşünürken onlardan bir ikisinin amca da geldi işte dediklerini geçirdi içinden. Öyle ya bu işe giden hanımların çoğunun amcası olabilecek bir yaştasın sen hangi dünyada yaşıyorsun diye sordu kendi kendine. Dün başlayıp bugün devam eden bu tatsız farkındalık biraz canını sıkacağa benziyordu. En iyisi yolun bundan sonrasını gözlerini kapatarak geçirmek olacaktı öyle de yaptı. Büroya geldiğinde ilk önce bütün pencereleri açtı, havayı değiştirmek istedi. Masası, bilgisayarı, dosyalar, eşyalar, ne varsa şöyle iyice bir havalanıyordu.  O cereyanın ortasında tertemiz bahar havasıyla biraz daha iyi hissetti. Sonra pencereleri kapatıp masasına oturdu, hızlı hareket etmemeye çalışıyordu, öyle gelişigüzel kaptırmayacaktı işlere kendini, ağzında emdiği karanfili tabağın kenarına koydu ve kahvesinden bir yudum içti. Bir müddet sonra karşısında duran tahtaya ilerledi, ispirtolu kalemi eline alıp tahtanın soluna eksi (-) sağına da artı (+) yazdı ve son beş yıl içinde başına gelen olayları altlarına sıraladı. Tam oniki tane eksi vardı, hayatını ciddi ölçüde olumsuz etkileyen oniki olay olmuştu. Buna karşın altı adet artı vardı. Henüz maç bitmese de özetle geldiği noktada yaşam oyununda 12’ye 6 mağlup durumdaydı.  Sürekli canını sıkan, aklından çıkmayan, uykularını kaçıran eksilere şöyle bir baktı ve bunlar için artık yapacak hiçbir şey olmadığını tekrar gördü. Olan olmuş, biten bitmişti. Aslında bunlar için yapacak tek bir şey vardı, unutmak, kesinlikle unutmak çünkü eksilerle yaşamak yeni iyi gelişmelerin de düşmanı, baltalayıcısı, insanın en önemli varlığı olan sağlığını da bozacak berbat bir şeydi. Sonra artılara baktı, yarısı tabiri caizse tam da züğürt tesellisi denecek cinstendi ama diğerleri gerçekten önemliydi ve orada o üç artıya oniki eksiyi değişemeyeceğini fark etti. Elbette olumsuzlukları yaşamamak en iyisi ama olan olmuş biten bitmiştir. Bu konuyu artık tamamen çözdüğünü düşünüp rahatladı fakat şu farkındalık meselesi onu nasıl halledecekti?

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2017

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir