Deneme

DURU (Yeni Öykü) -7-

Ertesi gün.

  • Selam
  • Selam
  • Ya dün aniden kapatmam gerekti öyle kaptırmışım ki patronun tepemde dikildiğini görmemişim, hayırdır ayça nerelerdesin deyince mosmor oldum ve …, ben… ben ne dedim ya
  • Ayça memnun oldum, ben Cengiz
  • Of ya inanamıyorum kendime, ne aptalım
  • 🙂 değilsin olur böyle vakalar
  • Cengiz demek, iyiymiş 🙂 Düşmail’e ne oldu?  🙂
  • Yandı bitti kül oldu, Hayal’e olanlar oldu  🙂 🙂
  • 🙂 🙂
  • Neyse bu hikâye de burada bitti hayırlısı ile ‘happy ending’
  • Yaaa
  • Ne yası?
  • Bitmesinnn
  • Emin misin?
  • Bir ismimiz vardı elbette öyle değil mi?
  • Öyle ama sırdı, şimdi sihir bozuldu
  • İyi biterse bitsin yalvaracak değilim
  • Canımsın 🙂
  • Gerçekten mi?
  • Evet, çokkk, bitecek diye korkman çok hoşuma gitti
  • Hem bitecek olan ne ki? Başlayan bir şey yok ki bitsin öyle değil mi?
  • E öyle tabi, konuşuyoruz şurada
  • Evet, hepsi masum bir arkadaşlık, sohbet, paylaşım, Allah herkesi eşiyle, çocuğuyla, ailesiyle mutlu etsin
  • Elbette bizler birbirimize en ufak bir zarar gelmesini istemeyiz neticede
  • Elbette
  • Ama sen tatlısın kabul et 🙂
  • Sen de çok tatlısın ama 🙂
  • Zaten yeni tanıştık
  • Heee yeni tanıştık

 

Aralıklarla yağan yağmur kesilince kuşların orkestrası devreye giriyor, güneş kararsız, ortalık bir aydınlanıyor bir kararıyordu. Üşüdüğünü hissedince üzerine bir kazak giydi, kazağında iki kişilik tanıdık bir kokuyla duraksadı. Bunca zaman sonra böyle bir şey olamazdı elbette ya da belki de olabilirdi kim bilir. İnsanın içinde derinlere işlemiş bir kesitin, sevgi, tutku, heyecan dolu sarmaş dolaş anlarından minicik bir iz değil midir donduran çoğu zamanı. Güldü, acı bir gülümseme değildi, yaşandı, bitti dedi, yaşanması gerekiyordu demek ki yaşandı ve bitmesi gerekiyordu demek ki bitti dedi. Mutsuz değildi, içi yanmıyordu, bir pişmanlığı da yoktu. Şu an ortada drama vurulacak hiçbir şey yoktu yani. Dalga geçmek istiyordu her şeyle, kendiyle, hayatla. Çocukluğunda efsane gibi bir adam vardı, komik, çok neşeli, sıkı yüzen, yakışıklı bir adam, iyi kazanan, sürekli seyahat eden, herkesin kıymetlisi biri, onu düşündü. Sonra ona benzer başkalarını düşündü. Bu insanların artık adları bile anılmıyordu neredeyse. Ve onlardan bazılarının yaşlılıkları gözünün önünden geçti, ne kadar da düşkünleşmişti çoğu ve hatta bir diğeri travma olarak çakılmıştı aklına. Çocukluğunda neşeli, sürekli kendisine takılan şakacı, çakı gibi keyifçi, akşamcı adam nefes alamaz, konuşamaz hale gelmişti, şu zaman keratası yapacağını yapıyordu gerçekten de. Yine mi konu zamana takıldı, yine mi melodram? Hani dalga geçiyorduk diye düşündü ve her şeye kocaman bir .iktir çekti, öncelikle de kendine ve farkındalığa da en kallavisinden. Kendi aymazlığı içinde yaşamaya devam etmek en güzeliydi. Ve bu aptallık herkese nasip olacak bir nimet değildi, kesinlikle değildi. İnsan, kendini ne sanıyorsa odur, nasıl görüyorsa öyledir, bu kadar basitti. Büyük bir problemi çözümlemiş olmanın hafifliği ile kahvesini yapmaya koyuldu. 

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2017    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir