Deneme

EMANETÇİ -11-

Bir gün bir şey oldu. Genç emanetçinin zili aralıksız çalıyordu. Uykusundan fırlayan adam ne olduğunu anlayamadan kapının otomatiğine bastı. Kan ter ve telaş içinde kendisine yaklaşanı önce tanıyamadı, adam bir çırpıda kendisini ona hatırlatıp, fazla vaktinin olmadığını, polislerin peşinde olduklarını ve bırakacağı paketi kendisi için saklamasını söyledi. Bu nedir falan demeye fırsat vermeden sadece sakla gelip alacağım şeklinde komut vererek hızla geldiği gibi pür telaş içinde uzaklaştı. Paket elinde kalakaldı genç adam. Sonra paketi kenarından açarak ciddi bir miktarda uyuşturucu olduğunu tespit etti. Elbette ki ne yapacağını şaşırmıştı, insanın başına neler geliyordu elinde olmadan gerçekten bu çok şaşırtıcıydı. Ve işin enteresanı bu adam onun dükkânını, hadi dükkânı bir derece ama evini nereden biliyordu? Demek ki ummadığımız bir sürü şey, yani bize ait olan, hiç ummadığımız kişiler tarafından biliniyor olabilir. Bu adam baba dediği yaşlı emanetçinin hayırsız oğluydu ve zaman zaman kumarhaneye de gelirdi, daha çok oradan merhabaları vardı. Genç adam paketi bırakanın yaşlı emanetçinin oğlu olduğunu biliyordu, ancak o adam babasıyla bu genç adam arasındaki ahbaplıktan, bağdan haberdar mıydı acaba bu tam bir soru işaretiydi cidden. Genç adam o sabah perdeleri açamadı ve ne yapacağını bilemedi. Hatta perdeleri açılmayınca endişelenen ve kapısına gelen kız arkadaşını dahi apar topar çok önemli bir işi olduğunu söyleyerek kapıdan uzaklaştırdı. Uzun uzun düşündükten sonra kararını vermişti ve bu yaşlı emanetçiye anlatılması gereken bir meseleydi. Yoksa bu işin altından kalkması mümkün görünmüyordu. Evet, düşündüğü gibi yaptı bir poşete koyduğu paketi alarak doğruca babaya gitti ve durumu anlattı. Yaşlı emanetçi onu can kulağıyla dinleyip düşünmeye başladı, sessizce düşündü ve sonunda telefonu çevirdi. Teşkilatta hala onu sayıp, seven can arkadaşlarından birine ulaşıp görüşmeleri gerektiğini söyledi. Randevu alıp iki emanetçi birlikte emniyete gittiler, çok iyi karşılandılar. Yaşlı emanetçi genci işin içine hiç karıştırmadan oğlunun durumunu ve paketi teslim etmek istediğini belirterek ifade verdi ve teslimat yapıldı. Her zaman olması gerekenler yapılmalıdır. Olması gerekenler yapıldığında sorunlar giderek azalır. Olması gerekenlere kim karar verir? Bu tabi önemli bir nokta olması gerekenleri tespit edenler en olması gerekenleri biliyorlarsa her şey git gide iyiye gider, değilse sıkıntılar çoğalır. Birkaç gün sonra akşamüstü zil tekrar aralıksız çalmaya başladığında, genç adam o kadar heyecanlanmadı. Çünkü bu bir kez yaşanmıştı ve en olmadık, akla gelmeyecek şey ile karşılaşılmıştı. Bu sefer en fazla ne olabilirdi ki? Adam gelip paketini isterdi. Fakat zaten olması gereken yapıldığından endişe edecek bir şey yoktu. Evet, paketi almaya geldim dedi.

-Paket yok

-o ne demek, paket nerde

-poliste

-poliste mi? Ben sana polise mi ver dedim

-senin bir şey demene gerek yok, ben polise verdim.

-Delirdin mi sen beni bitirirler.

-Bu senin bitmemiş halin mi?

diyerek güldü genç adam ve olanları, babası ile ahbaplığını, babasının da devreye girerek paketin polise teslim edildiğini söyledi. Böyle bir şeyin asla mümkün olamayacağını, bunu duyarlarsa kendisini yaşatmayacaklarını söyleyerek ciddi marazalar çıkarmaya yüz tutan adam, babası kapıdan girince sustu. Babası bu olanları haber almış ya da hissetmişçesine orada nasıl bitti bilinmez ama böyle bir ortamda bulunması elzem ve ideal bir zamandı. Bana bak evladım dedi beni sevmediğini biliyorum ama ben beni sevmeni değil kendini sevmeni istiyorum senden, bu senin yolun yol değildir, bugün olmasa yarın sen bu yolda kırılırsın, bir köşede kalakalır kıvrılırsın, eşin, yavrun var senin canların, benim canımdan çok canlarım, gel bu yanlış yoldan vazgeç oğlum.

-Ben seni neden sevmeyim baba dedi. Baba biraz kısık sesle çıktı ağzından.

-Ben seni neden sevmeyim.

-Bilmiyorum bana olan sevgini hissetmedim hiç, hoş dedim ya sevmesen de darılmam çocuğunu sev, karını sev bana daha makbuldür, onlara daha çok lazım senin sevgin

-ne okulum, ne tuttuğum işler, arkadaşlarım istediğin gibi olmadı, hoşnut etmedi seni, seni memnun edemedikçe ben de memnun olmadım, öfkelendim, sana düşmanlığım bana düşmanlığımdı baba, sen iyi bir adamdın Allah için, affet beni, ne olur affet.

-Oğlum ben seni daima sevdim, hep sevdim, toz konduramadım üstüne, hep benim oğlum ne yaptığını bilir dedim son ana kadar ve hala da öyle çok inanıyorum ki sen ne yaptığını bileceksin ve bir gün saygıdeğer bir adam olacaksın.

Sarıldılar. Baba dedi yarın benden utanmayacaksın sana söz veriyorum. Birkaç gün sonra  gazetelerde maşanın itirafı, düğüm çözüldü, uyuşturucu şebekesi çökertildi manşetlerini okurken genç ve yaşlı emanetçiler ağlıyorlardı. Ve onun için dua ediyorlardı.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir