Deneme

EMANETÇİ -13-

O gün geldiğinde dükkânda hazin bir karşılaşma oldu, çocukluktan tanışıklık vardı haliyle, dünkü küçükler bugün büyümüşler ve bir araya gelmişlerdi. Belki de bu çocuklar da bu genç adamı babalarının yanlarında çalışan ve bir cinayete karışan katil olarak hatırlıyorlardı. Kendilerine o konuyla ilgili ne anlatılmıştı acaba veya belki de evde konu dahi edilmemiş olabilirdi. Neyse dedi içinden konu bu değil zaten ve babasının mektubunu göstererek isterlerse bu mektubu okuyabileceklerini belirterek her şeyi onlara anlattı, ablasından olan küçük kardeşlerini de. Abla kardeş anlatılanları üzüntüyle dinleyerek babalarının mirasını istemediklerini söyleyiverdiler bir çırpıda. Fakat daha sonra oğlu aslında babasına olan kızgınlığından mirası reddettiğini fakat makul düşününce neden almasın ki, alabileceğini söyledi. Kız da paraya ihtiyacı olmadığını fakat bunun farklı bir şey olduğunu, alacağını, gerekirse erkek kardeşine vereceğini söyledi. Sonuç olarak miras paylaşılıyordu evet. Genç adam yeğeninin bu sırrı asla bilmemesi gerektiğini onlara hatırlatarak, bu konuda söz aldı, yeğeninin hakkını kendisinin alacağını ve zamanı gelince onun için kullanacağını veya ona bırakacağını söyledi. Abla kardeş ona müteşekkir olduklarını gerçekten büyük bir insan olduğunu, bu davranışının inanılmaz asil olduğunu belirttiler ve sanki babaları ile söz birliği yapmışçasına kendisinin de mirastan pay alması gerektiğini, mirasın üç yerine dörde bölünmesi gerektiğini söylediler. O ise böyle bir parayı almayacağını sadece banka borçları için her ay eklediği paraları alacağını söyledi ve ödediği paraların banka makbuzlarını göstermek istedi. Onlar bu yaptığının onca fedakârlıklarının yanında komik kaldığını söyleyerek gerçekten bu makbuzlara bakacağımızı düşünmüyorsun değil mi diyerek ona hayretle güldüler, bu nasıl bir adamdı gerçekten de.   Kız bir ara öyle bir daldı ki eski günlere, bu evi hatıralarıyla beraber acaba ben mi alsam diye düşündü fakat babasının yaptıkları, annesinin üzüntüleri ve hep genelde acı olaylar doluşmaya başlayınca aklına hemen vaz geçti. Ve birden çocuğa dönerek babamın yüzünden senin hayatın da mahvoldu fakat çok düzgün birisin, kurtarmışsın kendini inan buna çok sevindim ve daima dostun olduğumu bilmeni isterim dedi.  Genç adam babasının yüzünden hayatının mahvolduğu kısmına takılarak soran gözlerle kıza baktı. Ben her şeyi biliyorum dedi genç bayan babamla annem münakaşa ederlerken duymuştum. Zavallı çocuğun da başını yaktın diye bağırıyordu annem babama. Genç bu iki kardeş tarafından katil olarak hatırlanmayacağı için son derece mutlu bir şekilde tebessüm etti.  Ve haydi bakalım her şey çözümlendiğine göre, sizi benim için çok önemli biriyle tanıştırmak istiyorum dedi ve o sırada yanlarına gelen kız arkadaşına dönerek çocukluk arkadaşlarım diyerek onları tanıştırdı. Sonrasında da köfteler benden, şu minicik dükkân var ya şu köşedeki dünyanın en güzel köftesini yapıyor, inanmazsanız gelin de görün. Gülüşmeler eşliğinde dükkâna geçildi, bunlar gerçekten de bir dönem kaderleri keşişmiş ve hala da ahbaplıkları devam eden, edecek kişilerdi. Keyifli bir arkadaşlığın, kadim bir dostluğun kapıları yeniden açılmıştı yıllar sonraki bu buluşma ile.

Genç adam banka borcu bitip ipotek kalktığından, birkaç ay içinde iyi bir bedel üzerinden evin satışını gerçekleştirip alacaklarını tahsil ettikten sonra, parayı üçe böldü ve iki kardeşe paylarını teslim etti. Genç adam, kız arkadaşı ve iki kardeş yine güneşli güzel bir günde buluşup banka işlemlerini tamamlayıp hoş bir gün geçirdiler bu sayede aynı zamanda. Yeğenine düşen parayı yatırmak üzere kendi adına yeni bir vadeli hesap açtı, bu hesaba hiç dokunmayacak nemalarıyla beraber birikecek parayı zamanı gelince yeğenine teslim edecekti. İşin en zor kısmı yeğenine nasıl anlatacağıydı durumu fakat bunu şu anda düşünmek istemiyordu zira sırlardan, sorumluluklardan oldukça yorulmuştu. Zaman içerisinde doğruyu bulacak ve uygun bir dille durumu anlatarak yeğenine emaneti teslim edecekti nasıl olsa.  O hayata adeta bir emanetçi olarak gelmişti. Doğası gereği en iyi yaptığı iş buydu. Ve hayat durmadan ona böyle bir pozisyon hazırlıyor, sürekli böyle bir konumun içine sokuyordu. Ya da bu tamamen yüksek sorumluluk ruhu nedeniyle omuzlarına oturmuş veya sırtına yüklenmiş bir yüktü ki tamamen kendinden kaynaklanan bir durumdu. Hayata ve insanlara en başından beri duyarsız kalsa, çevikçe sırtını dönüp çekiliverse tek bir derdi, sorumluluğu olmazdı oysa. Çocukken güvenecek birilerine çok ihtiyaç duymuştu. Belki de bu yüzden güvenilecek biri olmak hoşuna gidiyordu, bilinmez. Fakat işin enteresan tarafı yaşadıklarından da bir şikâyeti yoktu, e bu durumda tamamen kendisiyle ilgili bir durumdu, kendi bilirdi elbette.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir