Deneme

EMANETÇİ -15-

 

Avukat birkaç yıl sonra banka avukatlığından istifa ederek kendi bürosunu açtı. Amacı haklının yanında olmaktı. İmkânı olmayan haklı onun için daima daha makbul oldu, imkânı olmayan ancak haklı biri onun daima tercihi oldu.    İmkânı olan istediği herkesi bulabiliyor ve herkese ulaşabiliyordu nasıl olsa. O hem fakir hem zenginlerin hemen herkesin aradığı bir avukat haline geldiği gün inanılmazı başarmıştı, adı duyuldu, başarıları konuşuldu.

Bir gün bir şey oldu. Babası, yani baba dediği baba saydığı adam onu telefonla aradı ve belediyeden bir yazı geldiğini,  genelevin kapatılacağını, bu nedenle civardaki işletmelerin de filanca tarihe kadar kapanması gerektiğine dair yazıyı ona okudu. Ertesi sabah erkenden babasının yanına gittiğinde belediyenin yazısını tekrar okudu. Konuyu aralarında tartışıp, değerlendirdiler, hukuki açıdan neler yapılabileceğini vs. konuştular. Fakat burada yapılması gerekenlerden en önemlisi, bu barakadan ibaret emanetçinin emanetlerinin öncelikle bir yere taşınması gerekliliğiydi. Kadıköy’deki genç avukatın veya emanetçinin evindeki odalardan birine buradaki emanetlerin konulmasına karar verildi. Belediyenin öngördüğü süre dolmadan önce genç emanetçi yaşlı emanetçi babasına yardım edecek oradaki malları, eşyaları her neyse kutulara koyup genç emanetçinin dükkânının da bulunduğu aynı zamanda ikamet ettiği binadaki dairesindeki bir odaya yerleştireceklerdi. Bir gün genelev önündeki barakadaki emanetleri toplamaya ve kutulara yerleştirmeye başlamışlardı ki genç emanetçi avukatın herhalde rüyasında görse inanamayacağı bir şey oldu. Bordo renkli kadife bir kese ters düz edilince içinden tek taşlı burgulu bir yüzük düştü masanın üstüne. Genç adam dondu kaldı, yaşlı adam ona bakakaldı, evet genç adam bir yüzükten bahsetmişti ihtiyara ama detaylarından söz edilmemişti, fakat şu yaşanan şaşkınlıklar birbirlerine bakakalmalar sanki birden tüm hikâyeyi anlatmış kadar gerçekti. Bu babamın yüzüğüne çok benziyor diyebildi. Yaşlı yıllar öncesine savruldu, bu saçları sana benzeyen, saçlarını dalgalandırıp yokuş yukarı giden adamın diyebildi belli belirsiz. Sonra eski bir defteri aramaya koyuldu yaşlı emanetçi. Çok eski bir defteri aradı durdu ve sonunda buldu, sanki tüm ömrü huzur buldu. Bu yüzüğün sahibi dedi Ahmet Vefik Temizsu. Genç avukat kalbi gümbürdercesine atarak nüfus cüzdanını çıkardı ve baba adını ispatlarcasına babası yaşlı emanetçiye uzatarak gösterdi. Nüfus cüzdanında baba adı Ahmet Vefik Temizsu yazıyordu. İnanılmazın gerçekleşmesiydi bu. Ömür boyu aradığı emanet, hayatta en güvendiği, tek güvendiği adama emanet edilmişti. Ve o yaşlı emanetçi hayatı boyunca kendisine emanet edilen ancak hiçbiri alınmayan bir tek emaneti yani o yüzüğü kılını kıpırdamadan, büyük bir huzurla gerçek sahibine, Ahmet Vefik Temizsu’nun oğluna teslim etti.    (Bitti)

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir