Deneme

EMANETÇİ -2-

Bir alacak verecek meselesi yüzünden dükkâna kalabalık kirli yüzlü adamlar geldi ve patronu epeyce tartakladılar. Bir takım senetlerden bahsedip onları almak için direttiler. Patron da vermemek için direndi. Adamlar tekrar gelip, senetleri hazır etmezse dükkânı başına yıkacaklarını söylediler. Bu sefer fahiş komisyona borç para verdiği adamın arkası kuvvetli çıkmıştı. O patronuna kesin bir itaatle onun asla yanlış bir şey yapmayacağını mutlaka haklı olduğunu düşünüyordu. Sonraki günlerde telefonlar kesilmedi, senetleri almak için bastırıyorlar, tehdit ediyorlardı. Patron karşı tarafın patronunu galeriye çağırıp evrakları bizzat kendisine vereceğini söyledi. Kararlaştırılan günde buluşma gerçekleşti. Adam tek başına geldi konuşulduğu gibi, çocuk misafirin ve patronun çaylarını verip bürodan çıktı aradan yarım saat geçmemişti ki içeriden iki el silah sesi duyuldu. Çocuk ile diğer çalışan endişeyle odaya girdiklerinde kara yağız adamı yere düşmüş gördüler ve adam onlar içeri girer girmez oracıkta öldü. Patron hızla elindeki tabancayı çocuğun eline tutuşturdu, sen yaptın, böyle olması gerekiyor dedi. Neye uğradığını şaşırmıştı ki çocuk silah seslerine vurulanın dışarıda bekleyen adamları içeriye koştular, silahlarını ateşlemeye fırsat kalmadan yandaki karakolun tüm polisleri galeriye doluştu. Annesini, ablasını düşündü bir an, babasının yıkılmış hayaline dayanamayıp kapattı gözlerini çocuk. Bu çocuk yaptı, bu bir çocuk bu nasıl yapar, beni vuracaktı, bu çocuk beni babası kadar sever, bana zarar gelmesin diye yaptı işte, sen mi yaptın çocuk, evet ben yaptım, bir gün her şey bitti onun için, hayatı boyunca katil damgasıyla yaşamak, bu olanaksız bir şeydi. Daha da acısı onun için babasının kederli hayaliydi, her an en çok canını yakacak olan buydu. Patron annesini ve ablasını hiç merak etmemesini onlara iyi bakacağını söyledi. Çocuğa da zaten çocuk olduğunu, bu dertten kısa sürede kurtaracağını söyledi, garanti veriyorum diye onu ikna etmeye çalıştı. Anne ve abla yıkıldılar olayı duyunca, nasıl yaptın dediler, yaptım dedi, başka bir şey demedi. Cezai ehliyeti olmadığından ıslah evine gönderildi çocuk. Patron gerçekten de çok güzel bakmış bilhassa ablasına, kahretsin dedi kahretsin, hatırladıkları onu tekrar kahrediyordu. Avucunun içinde buruşturduğu mektubu düzeltmeye çalıştı. Ablasını vurması gereken bir durumdu bu evet insan bu durumda vurur diye kendini ikna etmeye çalıştı. Artık o çok sevdiği, ona babasını anlatan ablası da bitmişti. Ablası anlattığına göre acaba babası da sandığı gibi iyi yürekli bir dev değil miydi yoksa. Hayır, ama babası emsalsiz biriydi, bunu hep böyle hissetmişti. Şu utanmaz adama bakar mısınız diye papağan gibi aynı şeyleri tekrarlayıp duruyordu. Hayatımı mahvediyor, emanetlere hıyanet ediyor ve şimdi de kalkmış benden yardım istiyor. Sakinleşmeye çalıştı, adam ondan yardım istemeyip de herkesin düzenini bozsa daha mı iyiydi peki. Ablasını, bir fenalığını görmediği eniştesini ve ufacık yeğenini düşününce bu sırrı taşımaya ve bu meseleyi usulca halletmeye karar verdi ama nasıl yapacağını gerçekten bilemiyordu. Birinin sizi sevdiğini sanırsınız, bu sizin için bir yaşama sevinci ve hayatla aranızda kalın bir bağdır. Bir gün aslında sevmediğini hissettiğinizde çok yıkılırsınız, bir anda birçok şey anlamını yitirir, boşluğa düşmek gibi. Umutlarını yıkmak evini yıkmak gibidir birinin. İki yıl ıslah evinde kaldıktan sonra tüm öfkesine karşın hala bir nebze babalık umduğu adama ki ne de olsa bir kucak açmıştı ona zamanında, patronun yanına gitti, başka gidecek bir yeri yoktu. Fakat karşılanışı umduğu gibi olmadı, işlerin bozulduğunu, bir sürü borcu olduğunu, bir ortak almak zorunda kaldığını vs. vs. anlattı durdu. Ona borçlu olduğunu çok iyi bildiğini, zaten karısının da kendisini terk ettiğini, işlerini düzeltince mutlaka onu arayacağını, yanına alacağını falan söyledi. Anlaşılan oydu ki feci bir kazık yemişti. Karşısındaki adamın bir nebze adamlığı kalmamıştı. Duruma bakılırsa her gece içiyordu, kadınlarla düşüp kalkıyor, kumar oynuyor, borçlanıyor, bir yandan düzenbazlıklarına hızla devam ediyordu. Ortağım dediği kişiyi de dolandırdığı, pembe tablolar çizip parasını aldığı besbelliydi. Maddi durumu güçlü aynı zamanda yeraltı dünyasının önemli isimlerinden birinin maşalığını yapıyor, bu sayede o kişi tarafından bir miktar korunuyordu. Zira işyerindeki o ölüm hadisesinden bu kadar kolay sıyırması asla mümkün olamazdı. Kaç kez gelip dükkânı yerle bir etmek istemelerine rağmen,  o güçlü şahsiyetin korumasıyla hala nefes almaya, havayı kirletmeye devam ediyordu. Galericiye diş geçiremeyince kuduran adamlar tabi ki sözde esas katili rahat bırakmayacaklardı.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir