Deneme

EMANETÇİ -4-

Bir gün ıslah evinde tanıştığı bir çocuğa rastladı, konuştular ayaküstü, kılıp kıyafeti yerindeydi gencin. Durumunu anlatınca zaten birine ihtiyaç var bizim orada beraber çalışalım dedi genç. Ne seçme şansı vardı, ne de reddetme lüksü, sevindi bir işe yarayacağım diye. Beyoğlu’nda bir mekâna geldiler. Bir sürü masalar yeşil örtülü, iyi giyimli baylar, bayanlar bir kumarhane idi burası. Müdürle tanışma faslından sonra yapacağı işin garsonluk fedailik karışımı bir şey olduğunu anladı. Giydirip, kuşattılar, saat mefhumu yoktu öğlene doğru geliniyor, ertesi sabaha kadar kalınabiliyordu. Bazen hiç eve gitmiyordu. Efendi biri olduğu için sevilmeye başlandı. Efendi biri aynı zamanda bir katil. Ölümden dönmüş ve yüzündeki yara izleri birer gurur vesikası gibi.  Bunların bu âlemde hiç şüphesiz bir ağırlığı vardı. İki hafta olmuştu çalışmaya başlayalı ve maraza çıkmamıştı, çıksa ne yapacaktı bilemiyordu, bir yandan da korkuyordu bir sorun olur da üstüne kalırsa yine diye. Babasını düşünmemeye çalışıyordu, hayali de uğramıyordu zaten artık. Bir yıl geçti aradan, olası marazalar ile karşılaşıyordu, adam tartakladığı da oluyordu istemeden, hırpalandığı da fakat bunlar bir kumarhane için orada bulunan bir fedai için sıradan vakalardı. Çok az zamanı olmasına rağmen genelev sokağına gidip girişteki barakaya, yaşlı adama bakmayı da ihmal emiyor, kafasını kaldırıp tabelaya baktıkça hissettiği güvenle içi ısınıyordu. Evet, şu dünyada bu yaşlı emanetçiden başka güvenebileceği hiç kimse yoktu. Kendisinden haberi dahi olmayan bu yaşlı adam bu kadersiz genç adam için bir güven abidesi ve o emanetçi yazılı tabelanın altındaki baraka güvenilir bir mabetti. Sayısını hatırlamadığı kadar gittiği bu sokakta bir kez dahi kapıdan içeri adım atmamıştı. Parası yoktu mamafih ilk zamanlar zaten bir kadınla olmayı hiç hayal etmedi, parası olduğunda da etmedi. Çünkü o, parasıyla bile bir insanı alıkoyup kullanamayacak kadar değişik bir yüreğe sahipti, bu ruhu anlatması çok güç. Artık parası olmaya başlamıştı, arada annesini ve yeğenlerini görmeye gidiyor, hatta bir miktar para sıkıştırabiliyordu çok şükür ki annesinin eline. Varoşlardaki odasına artık o kadar sinir olmuyordu ancak işine yakın uygun kiralı küçük bir ev denk gelince, annesi de yanına gelir düşüncesiyle hemen kiraladı. Sıkı kumarbazlar tanıdı, iyi insanlardı çoğu, kumara müptela olmak herhangi bir şeye kafayı takmak kadar kötüdür. Özde iyi insanlardır kumarbazların çoğu fakat işler güçler ters giderse kötü insan olur, hayırsız insan olurlar maalesef. Kumar bir kumarbazın engelleyemediği bir hayat tarzıdır. İş harici saatler, anlamlı günler, tatiller hep kumara adanmış zamanlardır onlar için. Bir kumarbaz değilseniz bir kumarbazla yaşamak büyük bir ıstıraptır. Bir kumarbazın eşi, çocuğu veya bir yakını olmak gerçekten çok zordur. Zamanları ve paraları ömürleriyle beraber akıp gider ve geriye büyük pişmanlıklar, öfkeli eşler, çocuklar kalır. Herhangi bir kumar kazanma olasılığı çok düşük matematiksel bir formüle dayanır. Ticaret anlamında en olmayacak, tutmayacak bir işin dahi, sabretmek koşulu ile yalnız, olabilirliği daha yüksektir. Üstelik herkesin her şeye hakkı olamaz hayatta bu çok kesin. Mesela İstanbul bağlantılı iş yapan şu iş adamı hadi bir derece, parası pulu var, işi gücü yerinde görünüyor, kumar zevki için bir gerekçesi, yani kaybetse üzülmeyeceği kadar çok parası var, en azından öyle görünüyor. Belçika da şirketi olduğu söylenen bir zat, ayda birkaç kez gelir ve çat pat Türkçe’si ile  bizimkine takılmadan duramazdı, iyi bahşişler verirdi zorla. Bir gün yemeğe davetli olduğunu ve bond çantasını ona emanet etmek istediğini, muhtemelen yemekten sonra geleceğini, biraz poker oynayıp oteline geçeceğini, ertesi günde uçacağını söyledi, çantayı bırakıp gitti.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir