Deneme

EMANETÇİ -5-

Fakat pokerci o gece gelmedi, epeyce zaman geçmesine karşın günlerce de gelmedi. Delikanlı çanta yüzünden işli güçlü olmuştu. Bu adam iş adamı çantada çek, senet belki para kıymetli her şey olabilir diye huzuru kaçmıştı adamakıllı. Epeyce zaman daha geçti yok adam toz olup uçmuştu. Delikanlı çantayla yatıyor, çantayla kalkıyordu, pantolonu gibiydi adeta arkadaşları, kumarbaz müdavimler ona takılıyorlar, çantayı açması için onu zorluyorlardı. Aradan aylar geçti, içinde ne olduğunu bilmediği bir çantayla yaşar olmuştu. Bir gün iş adamını tanıyan kumarhaneye çok ender uğrayan biri gelip pokercinin aylar önce öldüğü haberini verince gözler delikanlıya çevrildi. O ise ne yapacağını bilemez bir halde çantayı bir masanın üstüne koyup açmaya yeltendi fakat tüm gözler çantaya çevrilince bundan vaz geçti. Açsana dediler aç bakalım ölene kadar o çantayı dolaştırmayacaksın herhalde. Ve çanta açıldı içinden birkaç tane çek defteri, hesap cüzdanları, kredi kartları ve kalın bir kâğıt öbeği ile adamın puroları çıktı. Kâğıtları eline alan müdür gözlüklerini takıp içine girince olamaz dedi, bunlar hisse senetleri, Türkiye deki önemli bir şirketin bir servet değerindeki hisse senetleriydi müdürün elinde salladığı tomar. Müdürün elinden çekip aldı senetleri hızla, çantayı düzenledi, milyarderin kartvizitini çıkardı sadece, çantayı kapattı. Yırttın, köşesin, çak ortak vs. laflar uçuşuyor havada, şaşkınlıklar, kahkahalar gırla gidiyordu. Delikanlı ölüm haberini getiren adama rica edip Brüksel’deki şirketi telefonla arattı ve adamdan durumu bir yakınına anlatmasını istedi.  Oğluyla görüşme sağlandı, oğlu birkaç gün içinde İstanbul’a gelip emaneti alacağını söylemiş.  Gerçekten de iki gün sonra çok şık giyimli ve yakışıklı bir adam kimliği ve sadece müdürün gözlüklerini bir edayla takıp çok anlarmış gibi baktığı ve başka kimsenin umurunda bile olmadığı gerekli bir sürü evrakla gelip emaneti aldı.  Mükâfat olarak emanetçiye hatırı sayılır bir para vermek istedi, delikanlı almadı, oradakilerin teşviklerine, zorlamalarına rağmen almadı. Adam sonunda kartını verip çok teşekkür ederek bir şeye ihtiyacı olursa kendisini her zaman arayabileceğini söyleyerek ayrıldı.  O günden sonra oradakilerin nezdinde delikanlı çok farklı görülmeye başlandı, çok sayılan ve sevilen bir pozisyon kazanmıştı. Zaman içinde insanlar delikanlıya sıkça paralarını, çantalarını, giysi, kitap vs. bırakmaya başladılar. Müdür emanetleri de koymak üzere ona bir oda hazırlatmak zorunda kaldı. Bazen kumarhaneyi ona emanet ediyordu. Biriken paralar kumarhane sahibinin hesabına yatırılmak veya bazen elden götürülmek üzere emanetçiye teslim ediliyordu.  Babasının yüzüğünü bulamayacağına inanmaya başladığı bir gün burgusuz ama tek taşlı bir yüzük ilişti gözüne dükkânın birinde hiç yoktan iyidir diyerek yüzüğü aldı. Hatta ince bir de altın kolye aldı. Zira yüzüğü azımsamıştı ihtiyar emanetçiye vermek için. Nihayet o dükkândan içeri girecek yüzüğünü ve kolyesini ihtiyara teslim edecek ve böylece onunla tanışacaktı. Ne heyecan diye geçirdi içinden.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir