Deneme

EMANETÇİ -9-

Öyle bir dalmıştı ki, elindeki buruşturduğu mektup ve alnında boncuk boncuk biriken terlerle, epey süredir dükkânın kapısından kendisine bakan kızı nihayet görmüştü. Kız ondan ödünç aldığı romanı ona verip bir yenisini alabilir miyim diye sormuştu ancak genç adam bunların hiç birini duymamıştı bile sonunda kızı görünce bir eliyle alnındaki terleri silmeye çalıştı ve affedersiniz dalmışım diyebildi sadece.

-Tabi ki istediğiniz birini alabilirsiniz, siz hızlı okuyorsunuz

-evet hızlı okuyorum, hele seversem bir solukta bitiveriyor

diyerek güldü, sonra romanlar, hikayeler bölümünde bulunan kitapları karıştırmaya başladı.

Genç adam ertesi sabah hastane koridorunda odalarda yatan hastalara bakarken bir yandan da bir görevli hemşire veya hastabakıcı kolluyordu. O sırada ortadaki bankoyu fark etti oraya yaklaşıp görmek istediği hastanın adını soyadını söyledi. Verilen oda numarasına doğru yöneldi. Kapı kapalıydı, kapıya vurdu birkaç kez ve içeri girdi. İki kişilik bir odada iki kişi yataklarında uzanmış yatıyorlardı, daha yaşlı olanın başında muhtemelen karısı olan bir kişi duruyordu. Diğer yataktaki adam sakalı uzamış ve hayli solgun, bitkin bir biçimde gözlerini tavana dikmiş duruyor, içeriye giren ile de pek ilgilenmiyordu. Bir anlık bir duygu seli yaşadı, bir ziyaretçisinin olabileceğine ihtimal dahi vermeyen şu adam zamanında kendisi için ne denli önemli bir adamdı. Şiddetli bir öfke duymadı. Gerçekten çok hasta olduğu gözleniyor fakat acıma vs. herhangi bir şey de hissetmiyordu ona karşı. Yatağına yaklaştı, başucunda durdu, adam gözlerini tavandan alıp ona yöneltti, onu tanımamıştı, öylece bir müddet karşılıklı bakıştılar, genç tam kendini tanıtıp geçmiş olsun diyecekti ki, adam hızla yatağından doğrulup aynı zamanda gözleri dolarak hoş geldin dedi. O da geçmiş olsun dedi. Epey bir suskunluktan sonra hayat dedi hasta adam, hayat dedi genç adam.  Çocukluğundan bahsetmek istedi eski patron, aslında her şeyin başında çok da fena biri olmadığını, olayların, yaşadıklarının onu olmak istemediği kılıklara falan soktuğunu güçlükle anlatmaya, günah çıkarmaya çalışıyordu. Ailemi de seni de keşke kaybetmeseydim, hayattaki en büyük üzüntüm bu, keşke sizlerin kıymetinizi bilseydim diyerek çocuk yaşta yanına gelen bu genci de ailesinin bir ferdi gibi gördüğünü ima etmeye çalışıyordu. Genç hiçbir şey söylememeye özen gösterdi. Bir an önce esas konuya, ne yapılacağına geçmek istiyordu aslında. Fakat sabırla hasta adamın anlattıklarını dinliyor, zaman zaman yorulup susmalarını bekliyordu. Adam belki yarım saat usul usul konuştu, sustu, tekrar konuştu. Bu süre zarfında genç adam hemen hemen hiç konuşmadı. Konu yeğeni ve ablasına geldiğinde kalp atışlarının hızlandığını, bir öfke krizine doğru hızla ilerlediğini görünce, derin nefes almaya ve sakinleşmeye çalıştı. Yüzündeki iklim değişikliği elbette ki fark edilecek cinstendi. Hasta yatağındaki eski patronu onun bu durumunu fark etmiş ve tamamen ve sonsuza kadar haklı olduğunu, ona küçücük yaşında ettiklerinin asla affedilecek şeyler olmadığını söylemiş fakat ablasına olan öfkesinin belki şu anlatacakları ile azalabileceğini, ablasını affedebileceğini söylemişti. Nedir der gibi baktı adama. Adam devam etti, o günlerdi, yani dükkânda adamın ölmesinden senin ıslah evine girmenden sonraki günlerdi, ben seni kurtarmak için avukat tuttuğumu söylemiştim ve ablan seninle ilgili gelişmeleri takip etmek için arada sırada galeriye uğruyordu. Allah benim binlerce kez belamı versin, verdi de zaten mamafih, ablandan çok hoşlanmaya başlamıştım. Genç gözlerini kapatıp, yumruklarını sıktı derin derin nefes almaya çalışıyordu. Adam konuşmasına devam etti, onsekizinden sonra ceza alman ve hapishaneye girmen söz konusuydu, yani durum çok kritikti, annen ile ablan senin için çok endişeleniyorlardı ve umutlarını bana bağlamışlardı. Ve ben bu durumu kullandım, zavallı ailenin paraları yoktu ve bu işler için yani seni kurtarmam için bir sürü para gerektiğine ablanı inandırmıştım. Yani ablanı seni kurtarmam karşılığında rezilce çaresiz bırakan bendim, ona yine de kızabilirsin ama bana ister inan ister inanma bu konuda ablan suçsuzdur, bunu senin için yapmıştır ve asla isteyerek de yapmamıştır dedi. Sonra tutulan avukat kanalıyla adamın beni vuracağı sırada senin olaya müdahale etmen nefsi müdafaa gibi değerlendirilerek onsekiz yaşından sonra ceza alman engellendi dedi. Bundan sonra hukuken vs. yapılması gerekenleri, borçların nasıl ödenebileceğini, evin ne kadar edebileceğini anlattı patron ona. Teşvikiye’deki evi borçlar ödendikten sonra kendisi ve ablasından olan oğlu arasında pay edeceğini bilerek huzuru kalp içinde ölmek istediğini söyleyerek ondan son bir özür diledi her şey için ve ona son bir teşekkür etti her şey için. Genç adam eski patronunun bütün sözleri bittikten sonra, borçların ödenmesini evin satışını sağlayacağını, kendisinin herhangi bir pay almayacağını peşinen söyledikten sonra. Yeğenine bu gerçeklerden asla bahsetmeyeceğini, ablası ile de bu konuyu asla konuşmayacağını söyledi. Fakat diğer iki çocuğunun da bu miras üzerinde hakları olduğunu belirtince, patron onların kendisini ret ettiğini, eşinin birkaç yıl önce öldüğünü tesadüfen duyduğunu, çocuklarının ise nerede olduklarını bilmediğini söyledi. Genç adam şöyle devam etti, o halde evin borçları ödenecek, satışı yapılacak, çocuklarınız bulunacak, durum kendilerine anlatılacak ve adilce üç çocuğunuz arasında pay edilecek, ben bunu yapmak zorunda mıyım değil tabi ki ama nasıl bir kaderse, çocukken,  minicik avuçlarıma tabancayı sıkıştırıp hayatımı mahvetmiştin. Seneler sonra yine beni bulup dükkânımın kapısının altından şişman bir zarf sıkıştırıyorsun hayatıma, kurduğum düzenime, nasıl bir kaderse zaman zaman yollarımızı buluşturuyor ve mahvettiğin her şeyi benden düzeltmemi, yoluna koymamı istiyorsun, bunu yapmam için bana yalvarıyorsun. Susup sakinleşmeye çalıştı. Evet, yapacağım, sizin için değil çocuklarınız için dedi. Hasta adam gencin dürüstlüğü ve her şeyi olması gereken bir şekle sürüklediği için son derece memnun ve minnettar bir şekilde üçe değil kendini de katarak dörde bölersen mirası en doğruyu yapmış olursun evlat diyerek bu kez gerçekten son kez ona sağ ol dedi.  Bundan sonra bir kez de banka borcunun taksitlendirilerek yapılandırılması, tapu, ipotek ve noterdeki işlemler için bir araya geldiler. Öncelikle Teşvikiye’deki evi biraz tadilattan geçirip kiraya verdi. Her ay kiranın üzerine cüzi bir miktar eklediğinde dört senede borç ödenmiş olacaktı. Genç adam yoksulluktan gelmiş biriydi ancak kumarhanede kazandığı paranın çoğunu biriktirmiş olduğundan hali hazırda ciddi bir para sıkıntısı bulunmamaktaydı. Karınca kararınca emanetçi, zamanla sahaf ve nihayetinde antikacıyı da andıran dükkânından da üş beş kuruş kazanıyor kendi yağında kavruluyordu. Dükkânın üzerindeki daireyi de kiralamış böylece evi işi yan yana olmuş, çok da iyi olmuştu.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2012    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir