İyi, Kötü, Dürüst (YENİ YAZI)

Her gün bu saatlerde gelirler. Ya iyi arkadaşlar ya da daha büyük ihtimalle bir çift. Bunu biraz merak etsem de çok da önemli değil. Dikkatimi çeken iyi anlaşıyor hiç kavga etmiyorlar. Oysa yüzleri hep asık, başka her şeye tavırlılar sanki. En çok da mahallenin kedilerine, alıp veremedikleri bir şey var daima bir kavga, dalaşma aralarında. Karanlık, sert bakışları, cüretkâr tavırları, öteyi beriyi iyice kolaçan etmelerine bakılacak olursa bir amaçları, arandıkları bir şey olmalı. Belki de tek dertleri karın doyurmak. Her an maraza çıkarmaya hazır bir halleri, arsız bir görüntüleri var. Her gün bu saatlerde geliyorlar karşı çatıya evet, kendi bölgeleri gibi, kabadayı gibi. Biri bacaya sıçrıyor biri karşıdaki binanın balkonuna, sonra hop oraya hop buraya arasıra yanyana geliyorlar sonra yine bir oraya bir buraya. Hiçbir mana bulamıyorum davranışlarında ama dedim ya herhalde bir anlamı var kendilerince bütün bunların. Geçen gün alt balkonun çöp torbalarını kurcaladılar sırayla, ortalığı dağıtıp ikisi de yiyecek bir lokma bulup, ağızları dolu bir üst balkona, sonra bir üsttekine ve oradan da çatıya çıktılar. Muzip bir durum belki ama hırsla, öfkeyle   yapılınca hoş görünmüyor karşıdan. Eskiden beri izlerim onları, epeyce de kalabalıklar bu şehirde. Bu mevsimlerde ağaçlarda yuva kurmaya çabalar bitap düşene dek günboyu iri dallar taşırlar. Bu çalışkanlıkları, familyalarına düşkünlükleri etkileyici ama neticede kötüler. Bu kanıya varmama neden olansa onları bir keresinde başkasının yuvasına, oradaki yumurtalara saldırırken görmüş olmamdan kaynaklı.  Bu haksızlığın ruhumda yarattığı sarsıntı o gün bugün onlara çok kızmama neden olmuştu. İşte bu yüzden kötüydüler bana göre.  Gözlerimle şahit olmasam asla inanmazdım bunu yapabileceklerine. İnanmam çünkü insanları harfiyen dinlememe rağmen duyduklarıma tamı tamına inanmam. Nedenine gelince insanlar çoğu zaman fazla abartıyorlar her şeyi. Tezat olarak aslında önemsenecek şeyleri de fazla hafife alıyor hatta yok sayıyorlar. Her neyse bu haz etmediklerimin isimlerini burada zikretmek niyetinde değilim. Zira sanmıyorum ama yanılmış da olabilirim. Ayrıca kötüye kötü diyince iyi bir şey yapmış olmuyorsunuz. Mevzu oldukları yerden tam gaz devam ediyorlar bence. Yani bu kötüdür diye borazan çalmak onları iyice damgalamak, düşmanlarını çoğaltmaktan başka bir işe de yaramıyor. Kimseye bir faydası yok. O halde neden anlatıyorum bütün bunları değil mi? Onu, bunu, şunu değil sadece kavramları, iyilikle kötülüğü, konu etmek istediğim için tabi. Evet bu alemde canlı cansız her ne varsa iyi kötü karışımının sonucunda ya iyidir ya da kötü. Aslında hemen her şey hem iyi hem kötüdür fakat geniş bir yelpaze içerisinde farklı dozajlarda belki ama artılar eksikler aritmetiği neticesinde tek bir kelimeye indirgendiğinde tabiri caizse bilanço ya iyi ya da kötüdür. Bazen ölçmesi, anlaması güç olsa da bu böyle. Hani bu alemde her ne varsa demiştim ya işte onun bir parçası olan insan açısından ise durum daha da enteresan gibi. Bir insanın başkalarını değerlendirmesi yani bu iyidir, bu kötüdür gibi, öznel, objektiflikten uzaklaşmaya müsait bir durum. Karşılıklı zıt egolar bile çoğu kez iyilik ve kötülükle karıştırılmaya çok müsait. Biraz daha açıklık getirmek adına bir yerde aşırı iyilik yapmak iyilikten çok bunu yapanın mutluluğu, egosu oluyor. Yani bunu yapan kişi karşısındakine iyilik yapmak için değil kendi o şekilde mutlu olduğu için yapıyor. Tersi de benzeri. İyilik yapmak istemeyen de mutlu olduğu biçimde davranmakta esasen ve bu da onun egosu. Bunları geçersek, dışarıdan bakınca biraz flu ve derin iyilik ve kötülük dediğimiz elimizde olamayan bu refleks. Evet bu bir refleks. Fakat burada benim açımdan öyle bir kavram sivrilmeye, ışıldamaya başlamakta ki aslında çoklarının aynen diyeceği kadar da net. Ve güneş kadar ısıtır, su serper ferahlatır içleri, iyi hissettirir, noktayı koyar hatta. Dürüstlük, dürüstlük, dürüstlük. Çoğu her durumdan bir vazife çıkaran biz işgüzar insanlar, iyiliği ve kötülüğü abartırken ya da hafife alırken, nutuklar atar, ahkamlar keserken sadece ve sadece dürüstlük karşısında sesimizi kısar, etkilenir ve şöyle bir durur düşünürüz. Müsterih isek büyük bir haz, değilsek büyük bir acı hissederiz. Bu manada iyi, kötü kavramları dürüst olup olmamayla da çok bağıntılı. Biraz kafa yorunca insana özgü tüm güzelliklerin aslında kendiliğinden dürüstlükle ilişkilendiği fark edilebilir. Çok sihirli bir olgu, kelime ve bu iyi kötünün aksine olalım demekle de olunabilecek bir şey evet hiç kıvırmaya gerek yok. Olmalıyız. Keyfiyet değil zaruret. Dürüst olalım dürüst, kendimize, dünyaya, evrene. Her iyiliğin başı bu çünkü, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük değer de yarın da bu çünkü.  (BENCE)

Bekir Mutlu Gökcesu 29.03.2018

Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

3 Yorumlar

  1. Emine GÜNERİ |

    Mutlucum mükemmel şiirlerine kavuştum.Yüreğine sağlık🙏

    • B.Mutlu Gökçesu |

      Emineciğim çok teşekkür ederim, seni, bende hiç eskimeyen bir dostu, burada görmek ne güzel, çok mutlu oldum sevgiler

  2. Hülya Şanlıoğlu |

    Dürüstlük…Çok gerekli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir