Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar 2 (Devamı 16/07/2018)

16/07/2018      Son olarak epeyce canımın sıkıldığı bir yerde bırakmıştım yazmayı. Yirmi güne yakın yazmamışım. Bu arada epeyce biriken işlerimi toparladım, büromu, evrakları, dosyalarımı gözden geçirip atılacakları attım, tutulacakları tekrar düzenledim. İyi bir temizlik yaptım, tozların hakkından geldim her yer ışıldadı. Bütün bunları yapmakla aslında kafamı toparlamış oldum. Evet tekrar yuvadayım, kendimdeyim, iyi hissediyorum. Son yedi ay kendime has yaşantımdan  uzaklaşmak zorunda kaldım maişet derdinden dolayı. Bu süre zarfında olmadık şekilde olmadık işlerle uğraştım. Pek dert etmedim, nasıl olsa fazla sürmeyeceğini biliyordum. Tabi yine epeyce faydalı da oldum, olsun o ayrı bir ahlak meselesi, ancak bitmeliydi bitti. Göreceğim varmış gördüm, yaşayacaklarım varmış yaşadım. Biraz zaman kaybı, kayda değmez bir süreç belki ama iyi de oldu bir bakıma. Sabrımı tarttım, hayata ve insanlara dair bazı şeyleri tekrar test etme imkânım ve öğrendiklerim de oldu. Kim olduğumu mesela, şu bir türlü anlayamadığım kim olduğumu artık bir daha unutmam sanırım. İnsan elbette haddini bilmeli ancak kim olduğunu, ne manaya geldiğini ve mertebesini özümsemesi de bu hadde dahil. İnce bir çizgi ne yukarısı ne aşağısı kurtarmayan ince bir çizgi yerini bulmak, bilmek. Neyse sonuçta olmam gereken yerde yuvamdayım ve kendimin efendisiyim. Bunların kıymetini iyice anladım. Daha bir oturmuşluk hissediyorum, sahip olduklarıma daha sıkı sarılmak istiyorum. Doğru insanın ruhu ve bünyesi yanlış insanlara ve yanlış işlerine, şartları ne olursa olsun, eyvallah demez, diyemez.   Demeyeceksin elbette, niye diyeceksin ki? Senin farkın da bu zaten.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir