Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar (Devamı 03/01/2020)

03/01/2020      Yeni bir yıl, 2020 vay canına fi tarihinden bakan bugünleri tahayyül bile edemezdi. Tanıdığım herkes hayattaydı. Pamuk helva yürekli, çelik bilekli zamanlar, ağız tadı yerinde, söz senet, hatır gönül gani, birbirine tutkundu insanlar ve herkes mutluydu evinde.  Tornavida ne işe yarar ekşiyle alakası ne mesela? Yeşil, kırmızı, sarı, turuncu, mor hatta dolardı macuncu macunu çubuğa tornavidayla sonra banardı yarım limona, bu. Kartpostallar pırıltılı simli her yerde kar var tabi, Eminönü’ne yaklaşır vapur bir duman içinde yüzer martılar, sandalda balık ekmek, köprüde oltacılar, insaniyet namına hep artılar, artılar.. Gün oldu bir bahar akşamı uçup gitti akıllar. Dairesi  yakındı rahmetli babamın, hoş uzak olsa ne yazar evcimen adam, yemeğe gelirdi öğlenleri taze bir ekmek kapıp kimi bir kase yoğurtla. Ah o nefis dolma, baharda bezelye pilav, yazların unutulmazı cacıkla karnıyarık yanında yine pilavla. Pastoral bağlar kuvvetli nenelerle dedelerin çoğu şehre göçmemiş daha. Lakin olunca bebeler üstüne gir sonsuz vadeli kooperatiflere, hayat gailesi, geçim derdi ömürleri yedi. Şuydu, buydu derken uzaklaştı gitgide hepten üçbeş insanı ile kalakalmaya başladı sıla. Bu yüzden değişim durağandı çok yavaş veya. Eski kadim bir dost gibi bekleyip durdu insanlarını taşra. Bir deniz modası aldı yürüdüydü o ilk yıllar, hemen birer de yazlık alındı kışlıktan başka, sonraları köy denince tatil köyü geldi sadece akıllara, memleket kesmedi bu sefer de yurt dışına haydi hürra. Çok güzel fakat keşke yörelerine de dönse/uğrasa/en azından bir bağ kursaydı insanlar bence. Çünkü böylelikle zaman içerisinde köylerde üçbeş haneden başka kimse kalmadı neredeyse. Mamafih her zaman bir yönelim söz konusudur kıra hatta bana göre an gelecek koşulacak köylere orası da ayrı fakat bir an önce son kalanlar da terk etmeden gidip kendi ekip biçtiğini yemek, o doğal doku içerisinde sağlıklı bir yaşama geçmek lazım. Şimdi aklıma ‘Martısız Parantezler’ şiirimin birkaç dizesi geldi şöyle ..(dağ eteklerinde saklanır köyler/birkaç ışık parlamakta dikkatli bakınca/uzaktan okunur kafalarda hep… tebdilimekân/seslenmek gelir içinden “köyünü bırakma Hasan” …).  

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2019    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir