Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar ( Devamı 05/10/2018)

05/10/2018      Herkesin derdi, bir sıkıntısı var. Kiminin ki çokları için ıvır zıvır. Şöyle bir bakınca bu da tasa mı şimdi dedirtecek cinsten gerçekten de önemsiz görünen şeyler. Ama sorun ettiğine göre sorun mu sorun neticede. Kimileri ise öyle sıkıntılarla cebelleşiyor ki hakikaten zor, şaşırmış kalmış durumda. Çaresizlik çok zor cidden.  Aslında herkes açısından şöyle bir durum da var gibi. Karşılaşılan sorunlarla panikliyor, değişen şartları kabullenemeyip uyum gösteremiyor ve dağılıyoruz. Bu çok da anormal bir durum değil insanız makina değil sonuçta ama sakin olmak lazım düşününce. Sorunların ‘nasıl olur, bu benim başıma nasıl gelir’ şaşkınlığına  odaklanıp, üstüne bir de dillendirip altını çizdikçe çiziyor, hızını, şiddetini artırdıkça artıyoruz. Gereksiz bir uğraş, boşa bir efor sarfiyatı. Hatalar çoğalıyor  olası pratik çözümleri de kaçırabiliyoruz. İnsan olanın başına her şey gelebiliyor, karşısına her türlü menfi durum çıkabiliyor. Fazlaca saçılmadan dost, güvenilir, akıllı kimselerle paylaşmak da düşünülebilir bazen fikir almak gerekebilir. Ama bu kesinkes herkesle yapılacak bir diyalog değil. Bence daha önemlisi soğukkanlı olmak ve düşünmek, tabi aylarca değil. Akabinde kısa sürede gereğini, yapılabilecekleri uygulamak. Yine mi olmuyor? İşte bu fena. Her yolu denedin eğer yine olmuyorsa her şeyi olduğu gibi bırak, kendi haline  bırak gitsin diyor bazıları. Diyor ama nasıl bırakacaksın? Ev, eş, aile, çoluk çocuk hiç imkân var mı bırakmana?  İyice bezdiren, hayatını son derece tatsızlaştıran maddi imkânsızlıklar, sana muhtaç hasta bir yakınının olması veya başkaca sorumlulukların karşısında en önemli sermayen sağlığın hele bir de gençsen harika. O halde arayışlara, mücadeleye yılmadan devam. Ne insanlar gördük bu yaşa kadar adam kılığında adam olamamış. Bir insan param olsun da tek adamlığım kalmazsa kalmasın diyebilir mi? Diyen de var tabi ayrı ama onları konuşacak değilim. Mücadele hayata anlam katar, umutlu kılar. Yoklukların içinde varlıklar gizli. İnsanların çaresizliği beni üzüyor. Bu nedenle sıklıkla konu ediyor moralse moral, naçizane bir fikirse fikir telkin etmeye çalışıyorum, kendi kendime de tabi. Bu bağlamda en çok üretim üzerinde duruyorum. Bunun önemine sürekli değiniyorum. Üreten insan sağlıklı bir meşguliyet içindedir, fuziliyatla uğraşmaz. Çok gerekmedikçe kapı kapı gezmeye, terapiye, ilaca falan fazla yüz vermemek gerek bence. Herkesin bir kabiliyeti, ilgi duyduğu bir şeyler mutlaka var. İşsizsiniz, paranız  yok, elbette hoş bir durum değil ama bakın sağlıklısınız, zamanınız var, bunlar da çok kıymetli öyle değil mi? Kafayı bozmak, içkiye sarılmak, kırıp dökmek, hayatınızı iyice zorlaştırmak cidden iş değil, hiç bir sorun o şekilde çözülmez daha çok düğüm oluyor. Haydi bakalım sıvayın kolları üretmeye başlayın, kazanacaksınız.  Ne mi üreteceğim diyorsunuz? Yo öyle hazırlop yok önce ne üreteceğinizin fikrini üreteceksiniz. Bu konuda çok darda kalınırsa ne yapacağınızı belki bir gün öneririm ama kendiniz bulsanız daha iyi olur.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2018    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir