Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar (Devamı 08/12/2019)

08/12/2019      Çok üzücü hadiseler oluyor, nutkumuz tutuluyor, söyleyecek kelime dahi bulamıyoruz. Kötüler, kötülükler elbetteki genele maledilemeyecek nadir vakalar fakat insanın insana ettikleri, zulümler şu çağda yok olmaya yüz tutacağına niye artıyor? Tv kanallarında sergilenen ele alınan cinayetler, taciz, eziyet, çarpıklıklar, dramlar. Kimi zaman cehalete bir de yoksulluk eklenince niyetler de kötüyse maalesef akla mantığa sığmayacak olaylar. Tv açmamak, gazete okumamak çözüm değil doğru birken bir sürü yanlışlıklar ortalıkta dört dönüp duruyor. Acaba ne yapılabilir? Çocuklarımız, kızlarımız, eşlerimiz, kardeşlerimiz ne yapsın? Okula, işe mi gitmesinler, birini mi sevmesinler, sokağa mı çıkmasınlar veya dolmuşa mı binmesinler, hava kararmadan evlerinde olmazlarsa vay hallerine öyle mi? Sadece onlar değil tüm insanlar, hepimiz tehlikedeyiz. Çocukları kurslardan kurslara, spor, müzik vs. etkinliklere koşturacağımıza öncelikle korunmayı, kavga tekniklerini mi öğretmeliydik acaba? Kabul edilemez hadiseler, haksızlıklar, mutsuzluklar atmosferinde her an kasvetli, içimize sinmeyen havaları teneffüs ederken yine de önce yaşamayı sonra gülmeyi başarmak zorundayız çünkü kötüler, kötülük kazanamaz, kazanmamalı öyle değil mi? Bunu biliyoruz fakat limitlerimiz çok zorlanıyor bazen aynen şu son yaşanan olayda olduğu gibi. İnsan diyemeyeceğimiz biri daha doğrusu insanlık düşmanı bir ruh hastası rastgele önüne ilk çıkan   pırıl pırıl masum bir kızımıza kıyıyor, bir filizi, bin umudu yok edip bir ışığı söndürüyor. Nasıl dayanır yürek, aile perişan, hepimiz çok üzgünüz, allak bullak oluyoruz bu toplumsal travma ile. Bununla kalmıyor, bitmiyor ki ruh hastalıkları, hastaları, ardı arkası kesilmeyen kadın cinayetleri artarak devam ediyor bir yandan, yıkılıyor, yok ediliyoruz içeriden durmadan, nerelere gidiyoruz acaba? Bugün olanlar gökten zembille bugün  inmiyor bana göre, önü alınmalı, demek ki bu işlere çok daha fazla kafa yorulmalı diye düşünüyorum. Bugün için, yarınlar için tüm sistemlere özellikle de eğitim, adalet, sağlık sistemlerine çok çalışmalı, sürekli gözümüzü dört açıp durumun gereği uyarlamaları aceleyle değil birikimli bir donanım ile zamanında hızla yapmalı. İnsanlarımızın mağduriyetlerine son vermek, onları daha iyi koruyabilmek, böylesine yitirmemek, bu dayanılmaz acıları yaşamamak adına çok dikkatli olunmalı. Bu noktada değinmek istediğim konular var. Mesela kimsesiz çocukların yetiştirilmesi, topluma kazandırılması gibi hassas bir  konuda işinin ehli olmasının yanısıra sağlam karekteri ve dürüstlüğü ile de tescilli kadrolar oluşturulması, düzenli denetlenmesi çok önemli. Keza yaşlılar için de aynı şekilde. Bunlar canlarımız, onlar ağlarken gülemiyoruz. Yine suçluların daha beter hale gelmesi yerine kazanılması, psikiyatrik rahatsızlığı olanların iyi koşullarda tedavi ve bakımları, takibi, topluma, ailesine zarar potansiyeli bulunanların izlenmesi çok önemli, mahkemelerde davaların süratle çözümlenmesi çok önemli. Hemen aklıma geliveren mantık, biyoloji, sevgi, saygı, hak ve özgürlükler, vatandaşlık, adabımuaşeret, evlilik, vergi, trafik, çevrecilik, yetiştiricilik, üreticilik,  hayvanların korunması, güvenlik, kendini korumaya yönelik sporlar ve bunlara benzer pek çok konuda hayata, gerçek yaşama dair dersler olmalı. Okul hayatının en başlarından itibaren bu konular öğretilmeli, müfredata eklenmeli veya benzer dersler varsa ki bir kısmı var, sözünü ettiğim konulara daha fazla ağırlık, önem verilmeli. Belirli bir sınıftan sonra bir meslekte karar kılan ve hedefleyenler için branşlaşma sağlanmalı. Memleketin tüm okulları gece gündüz açık olmalı. Her kesime istedikleri veya ihtiyaçları olan her konuda dersler verilmeli.  Kimse kimsenin bir eşyası ya da malı değil tekrar tekrar anlatılıp öğretilmeli. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, zorla güzellik olmaz bunun erkeklik onuru, gururuyla falan da bir ilgisi yok usanmadan anlatılmalı, öğretilmeli. Kimse kimseye zulüm edemez, yaşamına asla son veremez, bu erkeklik, insanlık değil namertlik, kahpeliktir anlatılmalı. İnsan olmak, tekâmül önemlidir, insana yaraşır kalitede bir hayat sürmek, doğru, dürüst olmak mazbut bir yaşam önemlidir öğretilmeli. Bugünü güzel yaşamak yarını iyi planlamak önemlidir  bilinmeli. Yine hızla akla gelen fikirlerden okuma yazma bilmeyen evlenememeli. Silahlar, mahsurlu, zararlı maddeler kolay temin edilememeli. Cezalar tekrar tekrar gözden geçirilmeli, çaydırıcılığı irdelenmeli, artırılmalı.  Aklın yolu birden hareketle bilimsel gerçeklerden sapmadan, ıvırzıvıra kulak asmadan, yanlışlardan, şaşırmışlardan asla korkmadan, daima doğruyu konuşarak, kendimizden emin, çalışarak, üreterek yürümeliyiz geleceğe. Evlatlar ise her şeyden önce okuyacaklar elbette en güzel şekil bu. Okula gidip okuyacaklar, kitap okuyacaklar, durmadan okuyup anlayacaklar ki eğriyi, doğruyu görecekler kimse onları kandırıp üzemeyecek. Doğru ve bilgi diktir, yanlışlar doğrunun gözünün içine bakamaz bilginin karşısına dikilemez. Sonra spor yapmalı evlatlar, iyi beslenip kendilerine iyi bakmalılar, sağlıklı ve mutlu olmanın en kalıcı yolu okumak, spor yapmak ve çalışıp üretmektir. Yazmak da çok iyi tabi, günlük tutun mesela tavsiyem. Her ne yapıyorsak özenelim, gayretle en iyisini yapalım. Ailemiz, sevdiklerimizle karşılıklı saygı, sevgiye dayalı sağlıklı bir iletişim ve dengeli bir ilişki çerçevesinde şu dünyaya gelmenin ve birarada bulunmanın tadını çıkaralım.  Sorunuz varsa sorun illaki, diyeceğinizi deyin  dosdoğru ve zamanında, arsızlardan, hadsizlerden de uzak durun mutlaka. İşin gerçeği yaşam sürecimde geldiğim şu noktada çok da sıkıldım artık halen kendim olamamaktan. Kendim olamamak derken, gençken o birikim, donanım olmuyor yaş ilerleyince de çocuklar, sorumluluklar vs. hem imkân, hem de zaman yok, bir türlü olmuyor yani. Ya da bu son cümleye çizik de atabilir bahanelere sapmadan açıkça şöyle de diyebilirim kendin olmanın gereği ruh yok. Sonuç olarak her ne sebep olursa olsun sebeplerin önemi yok ama kendin olmak epeyce önemli. İnsan galiba zorlamadan dünyayı kendisine kendisini dünyaya benzetebildiği optimum noktaya bilerek ve isteyerek yaklaşabilirse sanırım daha mutlu olabilir. Neyse konuyu dağıttım biraz, çok da sıkıldım demiştim, çok bilmekten, dert anlatıp, öğüt vermekten falan da sıkıldım tabi. Bu nedenle haliyle daha önce de ifade ettiğim gibi böyle bir bilge konumunda falan da olmak istemiyorum. Ancak bu dediklerim bence çok doğru ve önemli olduğundan bir kez daha, belki de son kez şöyle bir toparlamak istedim. Çok değerlisiniz, zaman çok kıymetli evlatlar akıllı, kuvvetli, dikkatli olun  derim. Güzel, huzurlu bir duruş olarak dürüst, mutlu, üretken, titiz ve mantıklı bir birey olmanın yararını elbette ki  öncelikle kendimiz görüyoruz sonra bu çevremize de yansıyor tabi. Ancak geleceğimiz adına daima dar günleri, zor zamanları düşünerek çok dikkatli, temkinli davranmalı, aşırı ve gereksiz harcamalardan kaçınmalıyız, bu cimrilik değil geleceğine akıllı bir bonkörlüktür.  Bu bapta son cümle, hayat hemen geçiyor, gençlik geçiyor, bir gün her şey geçip gidiyor, farkındalık içerisinde dürüstçe ve huzurla yaşayıp, içten güldüğümüz zamanlarımız yanımıza kâr kalıyor.    

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2019    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir