Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar ( Devamı 10/12/2018)

10/12/2018      Biraz okudum son günlerde. O kadar tanıdık ki okuduklarım, aklımdan geçenlerle karşılaşıyorum. Bazen birebir benzeşiyor duygu ve düşünceler şaşırıyorum. Zaman değişse, teknoloji olabildiğince ilerlese de insan aynı insan neticede. Yüzlerce yıl evveli düşünülenler, sorgulamalar kuşaklar sonrası hala kabul görüyor, tekrar benzerleri  konuşuluyor. Kederler, çile, haksızlık ve tabi ki sevgi her zaman insan ile iç içe. Aslında insan evveliyatı ve sonrasıyla kabaca bir yüzyıla sığabiliyor en fazla. O bir yüz yıllık döngü içerisinde genelde büyükler yiterken yeniler geliyor sonra onlar büyüyor. O esnada kendi devri hızla tamamlanmaya yüz tutuyor insanın. Ve bu şekilde ömürler tamamlanıp devirler kapandıktan sonra süratle izleri silinmeye başlıyor insanların. Şu halde kâr ne, zarar ne? Kimileri insanlığa hizmet, bir eser bırakmak kâr diyebilir. Gönül kırmamak, her fırsatta gülmek diyenler olabilir. Kimine göre mutlu olduğun bir hayatı yaşamış olmaktır kâr, aslında çok da makul. Haddini bilmektir mesela bu da kulağıma hoş geliyor yazdıklarımla bağıntılı olarak . Pek çok başka şeyler de söylenebilir. Elbette değişik bakış açılarından hepsinin de doğruluk payı var sonuçta.  Eski veya yeni yaşamlara bakıldığında sıkıntıların, üzüntülerin insanların hayatlarında her daim daha ağırlıklı bir şekilde hakimiyeti gözleniyor bence. Yokluk, savaş, hastalıklar, kimi zaman zulümler, haksızlıklar insanoğlunun varoluşundan beri sıkça karşılaştığı durumlar. Çoklarımızın aklına zaman zaman takılıyor olabilir insanlar çile çekmeye mi dünyaya geliyorlar acaba diye. Ancak hemen fark edilebilen şu ki dünyanın yaşanmaz bir hale gelmesinde maalesef insanın payının büyüklüğü.  Yani bu haliyle ne yazık ki insanın düşmanı yine insan olmuş adeta her dönemde. Bu nedenle geldik nereye? Bana göre adalete. İnsanlığın ekmek ve su kadar muhtaç olduğu bir olgu, mekanizma. İnsanların vicdanları ise her biri onu teşkil eden, ona çıkması gereken birer adil özgür irade olmalı aslında. Özde ruhudur insanın vicdan lakin ilim ve bilimle tekâmül eder yine de etse etse diyorum. Bugüne kadar insanlık adalet yolunda her ne kadar kültür-refah seviyesine göre bölgesel farklılıklar olsa da epeyce mesafe katetmiş durumda ancak dünya genelinde bakılınca bu yeterli mi? Bence değil tam olmamış yani. Sade birinin içine sindiremediği, kayıtsız kalamadığı bir sürü hadiseler vuku buluyorsa hala dünyamızda şu halde olmamış demek gayet mümkün.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2018    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir