Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar ( Devamı 10/01/2020)

10/01/2020      Aşağı yukarı ellili yaşları deviren biri genelde anne, babasıyla bir arada, nenesi ve dedesiyle haşır neşir bir şekilde çocukluk ve gençliğini yaşıyor. Bu sırada amca, hala, dayı, teyze vs. bütün akrabalarla içli, dışlı hayatın belki de en güzel günleri yaşanıyor. Bizim nesil sanırım bundan mutluluk duymuştuk fakat günümüzde bu dediğimden keyif almayanlar da çoğaldı. Az önce bahsettiğim çerçeve içerisinde nadiren nenenin, dedenin anne, babası veya en az birini tanıma imkânı da olabiliyordu. Bizler ileri yaşlara doğru yol alırken büyüklerimiz de yaşlanıp birer ikişer hayattan çekilmeye başladılar. Yaşananlar, simalar şöyle bir hatırlanınca, en çok arada bir kırgınlık olduysa o unutulmuyor bir de gülen yüzler. Hele o kahkahalar hiç silinmiyor, çiviyle çakılı aklımızın derinlerine zamanı deler gelir kulaklarımıza ve gözlerimizin önüne. Kırmamak, gülmek ne kadar da önemli oluyor. Hayat, bazı seçimler insanın tasarrufunda olsa da, önüne geleni yaşamak bir manada. Yalnız hangi şartta olursa olsun kendi olmalı insan, uzaklaşmamalı kendisinden. Elbette yakınlarımıza destek olacağız, elimizden geleni esirgemeyeceğiz ancak herkesin tek bir yaşam hakkı var bir yandan. Başkalarının hayatlarını yaşamayı, kendimizi onlara adamayı alışkanlık haline getirirerek çok mu zorlaştırıyoruz acaba işleri ve hayatlarımızı?  İyi, sorumluluk sahibi insanlara fazla yük biniyor bu manada, onlar hem iyi niyetlerinden hem de kimseyi kıramadıkları, geri çeviremedikleri için işleri, güçleri hiç bitmiyor. Bir an gelip yoruluyor, beziyorlar, sonra da çenelerine vuruyor durmadan aynı şeyleri anlatıp duruyorlar, bir nevi delilik bu da. Sürekli çevresine odaklı şekillenenin zamanla, normu, formu bozulmaya başlıyor maalesef.  Ben demiyorum ki yüreğini, kucağını, sofranı açma. Sonuna kadar aç tabi dilersen, azını, çoğunu neyin varsa paylaş elbetteki gönülden istersen, ne güzel,  bunlara emsal ne yaparsa hepsi kârı insanın bunu bilememek mümkün mü?  Lakin çok da yorulma kendinden olursun sonra bu uğurda, her kalıba tabi olup şekillenme, ağır ol, sana uysun ahval biraz da diyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir