Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar (Devamı 19/09/2019

19/09/2019      Çevremize, şu dünyaya, insanlığa bir nebze katkımız var mı? Kendimizi kurtardık da dünyayla insanlık kaldıydı diye söyleniyorum. Yine de ciddi, dürüstçe düşünmeye, cevaplamaya çalışıyorum. Evet, kimseye, hiçbir şeye zarar vermeyiz, laf ola değil ruh olarak veremeyiz, bunu biliyorum. Hileye aklımız ermez, sevgi, dürüstlük hem güzel hem de iyilere kolay. Kalp kıramıyoruz, kin tutamıyoruz, nefret edemiyoruz, çevreyi kirletemiyoruz vs. Ben mesela en azından kendi köşemde kendi çapımda duygu ve düşüncelerimi paylaşıp elimden geleni yaparak iyi niyetli bir girişimde bulunuyorum. Bu girişimime katılım olmasını, eleştirilmeyi, geliştirilmeyi isterim doğrusu fakat herhangi bir bir etkileşim olmuyor, bir yorum, katkı gelmiyor. Sorun da değil aslında ben bu yola kendi başıma çıktım. Bu nedenle birçok sefer kendime yazdığımı ifade ediyorum ancak bazen içerlediğim oluyor insanız neticede, bir yerlere ulaşsın ister yazdıkları kim olsa. Ki bunca zamanda onlarca yazdıklarımın herhalde bir kıymeti harbiyesi yok ki köy kasaba olmadı düşüncesiyle bir müddettir de yazmadım. Sadece bu yüzden de değil tabi başkaca kaptırdığım meşguliyetlerim olduğu için de yazamadım daha çok. Kimseye küsmem öyle bir yönüm yok benim, küsmeyi öğrenmek isterdim azcık hattizatında ama kısmet olmadı hiç. Özetle yazmak benim için çok kıymetli, keyifli bir uğraş ve ben yazdıklarımı seviyorum açıkçası, yaşadıkça, gücüm oldukça döner dolaşır yine yazarım. Bu haliyle de ‘ben en başta kendim için yazıyorum’ söylemimde bir hata yok. Fakat daha önceden yazdıklarımı tekrar biraz okuyunca –bunu sıkça yaparım- hala bir gurur, az bir kibir hissettim bazı noktalarda bu olmamalı gerçekten olmamalı. Duygulara kota konmamalı, utanmamalı insan kendisinden, doğallık elzem. Bir şeyleri gizlemeye çalışırken gerçek duygularınızı yansıtamıyorsunuz. Siz anlıyorsunuz da okuyucu sizin anladığınız manayı yakalayabiliyor mu acaba? Gizlemek istediğiniz konulara ya hiç girmeyeceksiniz ki bu sürekli yazan biri açısından hayli zor bir durum ya da hiç bulaşmayıp yazmayacaksınız. Yani nefes alır verir gibi yazmak aynı şekilde de okunmak için basit, açık ve içten olmak lazım galiba. Bilgi bunların da üstünde bir gereklilik o ayrı tabi. Hep dedim işin güzeli insanın sevdiği bir meşguliyetinin olması. Ona kafa yorması, emek vermesi, özeleştiride bulunup geliştirmesi falan. İnsanın kendini oyalaması bile başlı başına bir kazanım. Sürekli yazmak, çizmek veya herhangi bir işle yoğunlaşmak iyi güzel de şayet daha iddialı noktalara erişmek istiyorsanız harekete geçmek, konunun limanına yanaşmak da şart. Mektebine gitmek, kendinizi eğitmek,  kendinizi anlatmak, tanıtmak, ilgililerine ulaşmak, onlarla tanışmak, görüşüp istişare etmek gerek. Tabi bu da farklı bir kapasiteyi gerektiriyor. Hobiyle iş bağdaştırılabilir ancak farklı kavramlar. Önemli kararlardan biri uğraşınız hobiniz mi, işiniz mi? Buna bir karar vermek  gerekiyor sanırım.   Şimdi tekrar başa döneceğim mesela binlerce şiir yazmışım, birçoğunu da beğeniyorum samimi fikrim, bunları bir dönem veya zaman zaman paylaşıyorum, e iyi güzel eş dost bir hayli beğeni falan da oluyor o da iyi fakat sonuç? Sonuç yok, ortalıkta dönen dolaşan hep bilindik isimler, hep bilindik şiirler. Tamam, bu isimlere de eserlerine de saygımız da sevgimiz de zaten büyük fakat arkadaş yeni isimlere de bir şans tanıyın yahu! Yeni isim derken emin olun tamamen kendimi de kastetmiyorum işin gerçeği eskidim eskiyeceğim kadar fakat bir sürü gençler vardır muhakkak, bir destek verin, yüreklendirin. Hiç mi bu işleri takip eden, araştıran bir merci veya yetkililer, ilgililer olmaz ki acaba? Daha önce de bahsetmiştim denediğimi, şiirimi yolluyorum bazı edebiyat dergilerine vs. yok yayınlanmıyor imkânsız yani.  Veya öykümü yolluyorum yayın evlerine cevap ret. Yani edebiyat, kültür bu şekilde nasıl gelişecek, zenginleşecek acaba? Evet, soruyorum buna biri cevap verse keşke. Benim aklıma gelmeyen bir yolu varsa bir akıl, fikir verse keşke. Veyahutta bu bapta yazdıklarıma kocaman bir çizik atıyorum zira ya hiçbir şey kimsenin umurunda değil ya da yazdıklarımın edebi manada hiçbir kıymeti yok. Tabi kuvvetle muhtemel ki kim nereden bilecek kimin ne yazıp, çizdiğini? Hani tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış bir pozisyona da düşmemek gerek ama bu konularda bir yetersizlik olduğu da kesin bana göre. Neyse sonuçta ben buradayım, öyle böyle bir blog açmışım, yıllar yılı uyumamış, yatmamış çalışıp, çabalamışım, yazı, öykü, şiirlerimin vs. bir kısmı  burada, sürekli de üretiyor ve paylaşıyorum. Ne deyim beklerim.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2019    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir