Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar ( Devamı 19/10/2019)

19/10/2019 günlerden Cumartesi, güneşli bir gün aynı dün. Şimdi çıkıyorum ailemle, sevdiklerimle buluşacağım akşama gelirim. Geldim. Eski videoları izledik.  Ne kadar çok zaman olmuş biraraya gelmeyeli yıllar geçmiş adeta, çocuklar büyümüş bir çırpıda, büyükler yaşlanmış, bizler de bir hayli yol almışız son on yılda ve babam yok özetle. Herşeyi tiye almak istiyorum. Ciddiye aldığım ve aslında o kadar da ciddiye almama gerek olmayan ne çok şey vardı, şimdi hepsine gülesim var. İnsanın gayesini çözmeye, hayatın anlamını anlamaya çalışmak falan oradan uzaklaşmışım baya. Bir alışkanlık, bir refleksti çoğu kendimce felsefe beraberinde bol edebiyatla. Lakin ben namıma irdelediğim kadar irdeledim, uğraştım epeyce bunlarla. Bence şimdilik bu kadar yeter. Belki sonra yine bakarım ama en azından şu ara pek ilgilenemeyeceğim, fazla derinlerde gezinemeyeceğim. Duygusal, düşünsel manada çok fazla çıkmazım kalmadı aslında. Matematikle uğraşırken hem gerçeklere daha çok yaklaşıp kabullendim hem de hayalden tamamen kopmadım. Sayısal somut köprüler kurmak aklımca hayalleri daha olası kılabilirdi öyle ya. Olmuşla olacak arasında bağ kurmaya çalışmak, değişmezlerden hareketle değişkeni yakalamaya çalışmak tutarlı bir mantık sinsilesi. İçinde boğulmadan, akılcı ve diri kalarak, uygulamaya geçirilerek yönetildiğinde netice vereceği de açık.  Bununla beraber hata affetmeyen hayatın gerçekte fazla hatasızlığa tahammülü yok gibi görünmekte çoğu zaman. Ama sanırım öyle de değil formül az önceki cümlede verildi galiba: varoldukça aklı güzel kullanmak. Bunun içinde her şey var sanki.  Tekrar yürüyüşlere başladım iyi oldu. A.’da iyi kendi başına ayakta durabiliyor, en azından şimdilik. Gönüllü olsalar bile kimseyi kendimize mahkûm edemeyiz. Çabalama hayatın, yaşamanın bir gereği olduğuna göre bundan muaf olamayız. Ayrıca biraz önce de değindim, benim ciddiye aldığım birçok şeyi onun hiç umursamadığını gördüm, ona hak verdim. Bir hayatı idame ettirmenin en basit kuralları gibi benim üstünde durmadığım  bir çok şeyi ise onun ne denli önemsediğine şahit oldum ve ona yine çok hak verdim. Özetle durmadan ona bir şeyler tembihler, onun için endişelenirken, güya akıl, fikir vermeye çalışırken hayretle ondan öğrendiğim şeyler oldu. Ve kendime direk şu modası geçmiş soruyu sordum: ben kimdim? Ben ondan daha üstün, daha akıllı biri değildim ki, gayretli olabilirim ama bu biraz da insanın kendi tercihi. Kimileri kolayı tercih edebilir, gayrete falan gerek görmeyebilir, doğrusu bu olabilir ya da olmayabilir. Tamamen kişisel bir istek veya tercih gerçekten de bu. Hiç kimse birini kendisi kadar koruyamaz. Kendine güvenmek, yetmek, ayakta durmak önemli.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2019    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir