Kendime Mektuplar ( Devamı 20/09/2018)

20/09/2019      Biraz geç kalktım ama her zamankinden erken çıktım evden. Üç su çarpıp yüzüme giyindim ve hemen çıktım. Ev işlerinden bıkmışım zaten kimseyi memnun da edemiyorum. Parkta kuşlarla kahvaltı ettim. Böyle sözleşmeden buluşmak hoşuma gitti. Önce güvercinler ardından serçeler geldi. Öyle kalabalık olduk ki ekmeğim neredeyse bitti. O sırada otobüsün geldiğini gördüm fırlayıp parktan bana müsaade çocuklar dedim. Hep geç gelen otobüs hemen geldi ya da bana öyle geldi. Otobüs her zamankinden boş galiba işe geç kalmış ablalar, bir iki emekli, bir iki de delikanlı. Genelde binerken selam veririm şoföre oradan anlarım durumunu. Kimi güler yüzlüdür kimi, çoğu hatta, asabi. Bugünkü iyi, hem güleç hem de günaydın kolay gelsin dediğimde sağ ol abi dedi bana. Yol uzunca birkaç ay önceye kadar kitap okuyordum iyi de oluyordu. Sonra arkamdaki genç telefonla konuşmaya başladı. İstemeseniz de mecburi bir misafirlik bu kulak misafirliği. Dinlemeyim istiyorum, telefonumu kurcalıyorum falan ama olmuyor. Sanırım kız arkadaşıyla konuşuyor, telefonda onun sorunlarını çözmeye çalışıyor. Benden birkaç durak önce indiğinde arkasından baktım telefonla konuşmaya devam ediyordu. Bunlar önemli değil de o görüşme esnasında tam dört kere ne dedi dersiniz hadi tahmin edin. ‘Yapcak bi şey yok.’ Ben tam bu gıcık söylemden kurtuldum derken hadi buyrun bakalım her an her yerde uçuşuyor ‘yapcak bi şey yok’.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir