Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar ( Devamı 25/11/2018)

25/11/2018      Yazmakla işli güçlü olma hali de bir noktada anlamsız. Nedir? Yani olup bitenler, nedenler sonuçta nedir?  Hayat insanın dışında gelişigüzel işleyip giden bir süreç değil mi neticede? İnsan sadece kendisiyle ne kadar var olabilir, yaşam üzerinde etkili olabilir? Çok titiz ve muntazam biri olabilirsiniz fakat bu yaşamınıza çoğu zaman birebir yansıyan bir durum değil ki. Şunu demek istiyorum, yüz gün uğraşır emek verirsiniz bir işe gelir biri ki bu biri sizden biridir büyük bir ihtimalle iki dakikada darmanduman eder yaptığınızı, plan programlarınızı. Hayatınızın orta yerine kurulabilir, kendinizi bırakıp onu düşünmek, ona hizmet etmek durumunda kalabilirsiniz. Ne özgürlüğünüze düşkünlüğünüzün ne kimseyle uğraşamam, hiç sıkıntıya gelemem söylemlerinizin anında çürüyüşünü izlersiniz. Çünkü sorumluluk duygunuz yüksektir, vicdanınız elvermez sırtınızı dönüp işinize bakmaya. Çünkü dünyanın dönüşü size bağlıymış gibi bir sorumluluk (belki ukalalık?) ruhiyatındasınızdır. Bu haliyle insan kolaycıların asla vazgeçemeyeceği azıcık zavallı bir tiptir.  Bazen de insanın asla cidden vazgeçemeyecekleri (engelli bir evlat gibi), seve seve ömrünü adayabilecekleri olabilir. Bu durumda dahi yaşam keyiflerinden vazgeçmemeli insan, aksi takdirde biter. Ona ihtiyacı olanlara adanma projesi de yararlılığı da zaten biter. O halde en basitinden en uç örneklere kadar insanın hayatta kalabilmesi, güçlü olabilmesi  gerekmekte önce. O direnci gösterebilmesi için de maddi ve manevi anlamda sağlıklı olması. Bu şartları sağlamanın yollarına bakıyor insan haliyle. Hele ki hayat ona birilerini gözetme ve taşıma yükünü yüklediyse. Direnemeyenler veya ömrünü tamamlayanlar çekiliyor, bir şey oluyor mu hayır hayat her koşulda devam ediyor. Bir sürü neden öyle, niçin böyle oldu ve buna benzer sorular tükenmeden bir gün bir yerlerde yaşamlar bitiyor. Peki her an sorulabilecek bir soru olarak tekrar soralım sonuç ne, nedir? Her şey, hepsi nedir? Böyle bir çok şeyin anlamsızlaştığı  noktalar  çok oluyor zaman zaman. Fakat bana enteresan gelen  bu duygularla yoğun olduğum bir anda karşıma buna benzer şeylerden bahseden bir kitabın çıkması. Bay T.’nin insan neden yaşar, hayatta olan veya olmayan her şeyin veya hiç bir şeyin anlamı ne gibi sorgulamaları. İnsanın varoluşundan bu yana bitmeyen soruları, sorgulamaları ancak ben kendi namıma sanırım bunlardan bir ümitsizlik çıkarmıyorum. Belki de adam çok haklı belki de ben yine bitmez tükenmez bir iyimserlik (ego?) ile tatlıya bağlamaya çalışıyorum. Fakat bir yandan da düşünüyorum ne yapalım mesela? Gerçekten de hayat çok anlamsız filmin sonu da zaten belli diyerek her şeyi bırakalım mı? Bir tesadüfler sinsilesine bağlı olarak dünyaya geliyoruz. Daha gelmeden şans ve şanssızlık faktörü devreye giriyor tabi aslında şans ya da şanssızlık ne? Bu da çok meçhul ve değişken ama böyle bir şey var. İyi ortamlarda büyümek, iyi bir eğitim almak vs. bunları şans olarak görmek elbette mümkün. Şans faktörü beraberinde hemen adaletsizliği peşine takıp getiriyor. Öyle ya iyi bir şeyler yapabilmek için imkan bulmakla bulamamak arasında büyük fark var. Çok şey ama her şey demek de değil tabi. Sonrasında yani bir noktadan sonra her kim olursa olsun artık kendini geliştirme sürecine girmiş bulunmakta, olur olmaz ayrı. Burada aklıma yapışan sihirli söz çalışmak. Yaşamak bir anlamda yanlışa ve kötülüğe direniş ve ayakta kalma çabası ise çalışmak başka çare yok gibi bana göre. Tabi burada Bay T. pekala çalış bakalım çalış da ne için, sonra ne olacak, ne işe yarayacak, var olmamak en iyisi diyerek kafamı yine karıştırabilir. Çünkü bunu biraz başarmış durumda. Belki de muhtemelen aptal sınıfa girdiğim için bir döneminde yazdıklarını anlayamasam da olur.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2018    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir