Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar ( Devamı 28/11/2018)

28/11/2018      Bence insanlar hep gibi yapar. Her ne yapıyor, hangi işle uğraşıyorlarsa kendilerinden önce yapanları, yapılanları örnek alır ve onlar gibi yaparlar. Bu kopya çekme işi fena bir şey değil bir gereklilik. Hepimiz gayet doğal olarak oturup yeniden keşfetmek yerine gibi yaparız. İster yemek yapın, isterseniz bir iyilik yapın, ister köprü, baraj vs. başka bir şey yapın hemen herşeyin bir şekli şemali, metodu var, öylece veya geliştirilerek devam edip gidiyor. (Gün yarıyı aştı A. uyuyor hala. Uyanıp bir iki lokma atıştırdıktan sonra başlıyor müzik dinlemeye. Radyo onun için çok elzem görünüşe göre. Bana çay, meyve veriyor sağ olsun. Temizlik falan bir şeyler de yapıyor şimdi hakkını yemeyim. Eskiden elini pek bir şeye sürdüğünü, bir işin peşinden koşup kotardığını görmediğim için bu yaptıkları önemli elbette. En azından şimdilik iyi görünüyor.) Onu diyordum benzetmek üzerine kurulu bir düzende daha önce yapılan gibi yaparak yaşayıp gidiyor insanlar. Kırda otlar arasından ilk biri yürür sonra aynı yerden başkaları da yürür gide gele baya bir yol açılır orada onun gibi bir şey işte. Yolculardan biri/kimi farklı iyi bir şey yaparsa farkedilir ve onun gibi yapmak isteyen başka birileri çıkabilir gibi, gibi. Bay T.’nin felsefi kitabından sonra Bay D.’nin hikâyesi ile daha bir sakinledim. Öyle sanıyorumki zoru  sevmiyor sıkıntıya gelemiyorum artık. Cevaplanamayan soruları sevmiyorum. Daha kolay yoldan doğal bir yaşam iyi. İnsanların bitmez tükenmez bir sıfat, ispat meselesi, hele ki yalandan dostluklar harbi çok sıkıyor beni. Aklıma bu sabah bizim Levo geldi. Çocuktum pencereden bakıyordum böyle bir kış günüydü koyu bir gün. Ben henüz ilkokula başlamamıştım Levo benden bir yaş büyüktü ve o yıl okula başlamıştı. Pencereden bakarken onun siyah önlüğüyle ayakları poposuna değercesine sokaktan yokuş aşağı koştuğunu gördüm. Arkasından ilkokulun müstahdemi Fazlı Dayının koştuğunu görünce mesele anlaşılmaya başladı. Bizimki muhakkak bir muzurluk yaptı kaçıyor Fazlı’da bunu kovalıyor. Sokaktan geçip gittiler sonra ne oldu bilmiyorum veya hatırlamıyorum ama bizim şeytanı hayatta yakalayamamıştır o kesin. Hatırladığım yani sonradan anlattığı Levo’nun şu ki bakmış aşı olunacak, o kokuyu şimdi duyumsar gibi oldum ben de korkardım daima, aşıcıları, enjektörleri görünce bizimki çantayı, defteri, gocuk vs. ne varsa hepsini sınıfta bırakıp tabanları yağlıyor. Fazlı Dayı’da peşinden. Ne yapar, ne eder ki şimdi? İyi arkadaştık, ne çok anılarımız var onunla da, doğal biriydi yapmacıksız, severim Levent’i.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2018    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir