Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar(Devamı 13/04/2020 Passages de la quarantaine )

13/04/2020 -Passages de la quarantaine –

Ve merhaba. Durup dururken nereden çıktı bu selam faslı? Saadete açılacağını öngördüğüm yeni bir devre hevesli bir başlangıç kelamı olarak çıktı. Arayışlar neticesi gökten kafanıza bir elma düşer veya bir ışık çakar beyninizde,  aklınızı başınıza getiren bir algıdır derhal onaylanır nezdinizde, onun gibi bir şey. Bahçede salkım söğütün filizleri yürüyor dallarında çıtır pıtır tazecikler.  Önce bir kuş uyanıyor, sonra her biri bir diğerini uyandırıyor, hepsi uyanınca sabah olmuş oluyor neticede. Büyüyüp gidiyor işler böylelikle. Tekrar tekrar keşfi gibi kıtanın farklı açılardan, farklı dalga boyu kıpırtılarla ama her seferinde ilk görüş hayranlığıyla karşılanıyor bahar. Neyi, niye anlatıyorum? Açıkçası çok fazla tartıp düşünmek istemiyorum. Civarında gezindiğimin farkındayım, her şey birbirine bağlı görünmez bir iple, ne söylesem bana uygun düşecek, eksenim dışlamayacak biliyorum. Şu an benim için her şey hoşluğun epeyce ötesinde, rahat ve ileri bir medeniyete geçmiş gibi hissediyorum. Evreka, evreka hayatın bedenime battığı yerlerden ruhumun acıyı ortadan kaldırma kuvvetini,  onların hepsini teker teker bünyemden söküp atma gücünü keşfettim. Sadareti daim sürer, bir balon gibi sönüp gitmez, asılsız çıkmaz umarım bu buluşum. Ama hayır çıkmaz neden çıksın, okudum, güldüm, biraz düşündüm, sonra emin oldum, buldum sonunda yani. Gülmek, evet kırmadan gülmek, hani şu kaç kez bulup tekrar tekrar kaybettiğimiz veya bir yerlerde unuttuğumuz tespih, küpe gibi sevdiğimiz değerli bir iksir. İzahta mizahı yakalamak, bir dalgıç gibi dala çıka, araştırmacı misali  araştıra karıştıra, hayatın gözünden sürmeyi çala çırpa veya çok daha makbulü kolayca. Şımarmak değil fakat tiye almak, eğlenmek biraz da, ondan bahsediyorum. Gam yükünün kervanı olmakdan bıkmadık mı? Şu gülmeyi çoğaltsak adamakıllı diyorum meylimiz var, zemin de iyi, dalgamızı geçsek birazcık her şeyle, artık pek sallanmaz dediğimiz dünya görüşlerimizi oynatsak yerinden, içlerimizdeki fili kıpırdatsak, evrensel bir refleksin dayanılmaz hafifliği ve hoşgörüsüyle tazelenip, öyle uzun boylu değil yani bir kat daha çıkmaya falan da gerek yok, yalnızca yeni bir bakışcık katabilsek  zihinlerimize. Ve desek ki; savulun ciddiye aldığımız, dert ettiğimiz, bizleri üzen, kendimiz dahil her şey nanik, dalgamızı  geçiyoruz  sizinle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir