Kendime Mektuplar

Kendime Mektuplar(Devamı 20/01/2020)

20/01/2020      Uyku tutmayan bir gecenin sabahı. Karanlık. Soğuk. Birkaç evin ışığı yanıyor bakışım tutunuyor. Sonra karşı parktaki çırılçıplak ağaçlara ve onları az buçuk aydınlatan tek tük lambalara takılıyor gözlerim. Kimse yok ortalıkta. Biraz kar ve derin bir sessizlik. Dikkat kesiliyorum zamanın nefesine o da sanki yok gibi. Ayaklarım üşüyor. Saati 5.56 ettim. Gözüm büfede. Az sonra önce gazeteyle ekmek gelir sonra bir hareket başlar, insanlar gelir. İşte birkaç araba sesi duyuldu bile. Zor oluyor karanlıkta yazmam. Az daha gözümü kapayım dedim uzandım yatağa. Zamana takılıyor kafam, abime, eski karlar, çocukluk bir sürü şeyler işte. Şemsettin’in mesajı var bir de. Çocukluktan gülen bir yüz, sevdiğim güzel bir dost. Şiirlerimi, yazılarımı okumuş benim blokta. Sevgi, övgü dolu sözcüklerden sonra içinde bir hazine varmış da biz görememişiz diye yazmış. Sağ olsun, var olsun duyarlı kardeşim. Mutlu oldum, onur duydum, moral buldum sayesinde. Gerçekten de hassas ve hisli yaşadım, dünya kadar da yazdım, çok fazla emek verdim fakat bunları sanırım bihakkın iletemedim. Hatalıyım, değilim ayrı konu, hiç önemsemem de aslında, fakat bu kendimi anlatamamışlık, fark edilmemişlik bu sabah biraz koyuyor bana. Hatta en yakınımdaki insan dahi durmadan örneğin tv’den, internetten bir bilge veya konunun uzmanını bulup falanca şöyle diyor, filanca bunu öneriyor, muazzam biri kitabını alacağım falan. Bakıyorum o söylenenleri ben yıllar önce yazmışım kimi hala da yazmaktayım. Dinliyorum bilge beni anlatıyor başka bir şey değil. Neticede biraz komik oluyor. Dünyanın en iyimser adamına olaylara iyi tarafından bakmaya çalışın demek gibi bir şey bu. Ben de o yakınıma diyorum ki oku, oku, önce önündekini oku, yanındakini bi gör sonra falanca filanca. Bu benimki haklı bir serzeniş mi yoksa kapris mi pek bilemem fakat ara sıra nüks eder bende. Neyse. Aklımdan geçenlerle içim geçecek gibi derken o da ne? Bir uçak sesi, açtım gözümü gökyüzünde bir ışık hüzmesi. Baktım saat 6.32, İstanbul uçağı sanki. Uçasım, kaçasım çok. Büfe açılmış, toplaşmış önünde insanlar. Hala karanlık ama daha iyi seçilebiliyor, ağaçlar da uyanmış sabahı giyinmekte. 

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2019    

Bu denemenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

    

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir