Deneme

Yeni Hikaye -1-

Güneş battı. Gök mavi ışığını yitiriyor. Kuşlar şakıyor hala ama az sonra kararacak hava ve sessiz bir gece kurulacak başköşeye koynunda ışıltılarıyla şehrin. Çiçek, böcek, ağaç her şey kuşlar gibi görünmez olup, içlerine kaçacak adeta.  Ha bakmışsın, ha kapamışsın gözlerini,  gözlerimiz içlerimize kaçacak adeta. Işıklar sadece ışıklar, o şaşaadan uzak bir köşede yalnızlığımı saklamaya çalışırken içimin bir köşesine aklım anasını satmakla satmamak arasında dünyanın. Ya da biteviye bir inatla manalar bulmaya çalışıyorum hala hayatın manasızlıklarına. Her şey mümkün ve aslında hepimizin bildiği sadece olabilecekler dışında hiçbir şey mümkün değil gibi. Kitaplara kaçıyorum ben. Bir dost, bir selam, bir kelam arar çoğu insan. Aslında haksız da sayılmazlar. Birileriyle beraber olmak, varı, yoğu, azı, çoğu paylaşmak, konuşmak kimilerine iyi gelir. Ne yapacağımı bilemez bir haldeyim, içsem mi acaba dedim fakat azcık sarhoşluğu dahi göze alamıyorum.

-Hani bugün beklediğim o haber gelecekti, yeni bir iş alacaktım hani bugün öyle demiştin bana Can.

-Öyle derim ben sor bak yine güzel şeyler söylerim.

Annemi de arayamadım, babamın halini hiç beğenmiyorum, kalakaldım öylece hareketsiz, gideyim en iyisi, çantamı toplayıp kalkıp gideyim. Hazırlanırken aşağıdan bir ses “hocam bira içer misiniz?”. Tereddütsüz içerim dedim ben alırsam içeriz yalnız. Sonra uzatmadım ben alacağım saçmalığını, bira geldi, kafama dikerken bilgisayarı açtım tekrar. Şiirler geçiyor önümden daha önce, çok önce yazdığım şiirler.

-Nasıl yazdım onca şiiri? Bir an bile düşünmeden herkese ve her şeye nasıl güldüm?

-Mizaç meselesi.

-Yazmak istiyorum, daha çok yazmak Can.

-Yaz.

-Ama şimdi olmaz.

-Neden?

-Saçmalamaktan korkuyorum veya sırlarım dökülecek diye belki.

-Saçmala, sırların dökülsün ama yaz istiyorsan.

-Kasıyorum kendimi, böyle olmaz.

-Olur, olur, rahat ol.

Cehennem sıcağı bir günün gecesinde patır patır yağmur, bira da almayacağım, benzin de, üzgün, süzgün yolu tutuyorum. Arada camı açıp yağmur damlalarını yüzüme denk getiriyorum. Her zamanki yollar, ışıklar, telaşlı araçlar, bense usulca gidiyorum, insanın döneceği bir evinin olması güzel her şeye rağmen. Dalgın ve hayli yorgun eve girdiğimde Sera’nın sesiyle alelacele kendimi toparlamaya, sesimi gürleştirmeye ve dikilmeye çalıştım, bu da bir refleks neticede herkese, her şeye gülmek gibi. Şu oğlumun arkadaşı Sera ne iyi bir kız, hem de akıllı, seviyorum onu. Konuşuyoruz, gülüşüyoruz, daha iyiyim. O pizzamı var? Evet, pizza yaptık annemle diyor kızım. Çok güzel görünüyor nasıl becerdiniz. Güzel olmuş, epeyce yiyoruz. Çocuklar odalarına çekilince hemen okuduğum kitaba daldım. Eşim bıcır bıcır konuşuyor, bense kitaptan kopmamaya, hızla ilerlemeye çalışıyorum, eşimin ne dediğini pek duymuyorum ama güzel şeyler söylüyor. Kızım geldi yanıma ve baba bu ne hız son verdiğim kitabı üç ayda zor bitirmiştin. Gülerek kafamı sallıyorum, kitaba devam. Ve bitirdim az sonra. Son üç sayfayı tekrar okudum eksik bir şeyleri arar gibi. Doğrusu sonuna dek bir sürpriz beklemiştim, her şey mümkündü ve aslında olabileceklerin ötesinde hiçbir şey mümkün değildi.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2015

Bu hikayenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir