Deneme

Yeni Hikaye -2-

Sabah erken kalkmayı ummuyordum hatta gittiği yere kadar yatakta kalacağımı düşünmüştüm. Öyle olmadı erkenden fırladım giyindim ve çıktım. Eşim peşimden koşup acele paketlediği pizzalardan yetiştirdi. İyi oldu valla bu pizza işi. Benzin de aldım, umutlandım da, insanın koşarak gideceği bir işi olması da güzel her şeye rağmen. Haklı ve saygın bir mücadele, hayat ve ekmek, şikâyet yerine alın teri, gayret, bir çuval boş laf, dırlanmak iş değil yani. Olmuyor ama işimize bakacağız yani, olmalı. Anahtarı asma kilidin yuvasına takıp çevirdim evet doğru anahtar, güzel. Her sabah oynarım bu oyunu. Kepengi kaldırdım dükkânın kokusu evet bu da tamam. Hemen kahvemi yapmaya koyuldum. Dükkânın kokusuna sabah kahvemin kokusu karıştı ve bugün neler yapacağımı düşünmeye başladım.

***

Yine o düşüyor aklıma. Gitgide kendimi ona benzetmeye başladım son zamanlarda. Onu odasında yatağında yatarken ve tavanı seyrederken bulduğum çok olurdu. Hayal kurmayı sevdiğini biliyorum. Hatta kendi bana söylemişti hayal kurduğunu o vaziyette ne yapıyorsun, nasılsın dediğim bir gün ve hayallerini de çıtlatmıştı. Bizler içindi tasarladıkları, hepimize istediğimiz bir şeyleri alıyor, kimimizin borçlarını ödüyor, kimimize ev, araba, yazlık alıyor, vs. Emekli maaşını alma zamanı yaklaştığında bir kıpırdanma başlar, neşelenir, biraz da efelenirdi. Maaş günü sabah erkenden çıkardı evden ve ayda bir kez o gün geç gelirdi. Sanırım lokalde konken arkadaşları fırsattan istifade, eli açık oynayan büyükbabamın maaşının hatırına partiyi uzatıyorlardı. Yine eminim ki o gün mutlaka perhizlerini de bir kenara bırakıp dilediğince yemek yiyordu, şöyle dönerli, kebaplı, baklavalı, gerçi sadece maaş günleri değil arada bir bu kaçamağı tekrarlardı, bazen beni de davet ederdi çünkü. Hayatında ağzına içki, sigara değmemiş biri, kendi deyişiyle tayyare piyangosunu cebinden eksik etmez, kâğıt, tavla oynamayı çok severdi. Hayatımın en güzel seyirlerinden biri babamla olan maçlarıydı. Benim seyretmemi yani şahit huzurunda oynamayı severlerdi. Önce beşlik bir hapis (hapıs derlerdi), sonra yine beşlik tavla. Yenişemezlerse bir beşlik düz tavla daha. Ve daha, daha durmadan oynarlardı. Köylüoğlu alacağını bırakmaz derdi veya acamı(acemi) gel bakalım derdi. Büyükbabam kazandıkça çok keyiflenir ancak üst üste yenilirse sinirlenmeye başlar babama hile yapıyorsun diye çıkışırdı. Babam da her seferinde aldığı pulları geri koyar bak babacığım ne geldi dörtcihar, dörtciharbir, dörtcihariki, .. izah ederek tekrar oynar ikna edemezse peki ne geldi sen söyle der onun dediğini oynardı. Yazları güzel yörelerde, güzel yazlıklar kiralarlardı büyükbabam ve iki teyzem, birlikte pek çok zamanlarımız, güzel günlerimiz oldu. Rahmetli teyzem melek gibi bir insandı, iki teyzemde yeğenlerine, bizlere bir ana kadar yakın oldular. Zevkli, zarif insanlar, nefis yemeklerle donanmış sofraları, aydınlık, güzel yüzleri, her an üzerimize titreyiş ve destekleri, hayatımıza daima güzellik katmıştır, sağ olsunlar. Kulak asma derdi büyükbabam endişelendiğimde, kulak asma bir şey olmaz derdi. Olmazdı da gerçekten. 

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2015

Bu hikayenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir