Deneme

Yeni Hikaye -7-

Dedem ve kardeşleri, rahmetliler, hepsi de o dönemin kalburüstü adamlarıymış. Ağabeyi Ali Rıza Bey Bolu’da itibarlı biri,  avukat, o yıllarda Chp’nin milletvekili adayı. Dedem dava vekili, o zamanın koşullarında bir takım tedrisatlardan geçerek avukatlık yetkisine haiz olmuş. Başkâtip derdi ona anneannem. Keza dedemin diğer iki kardeşi Kemal Amca, Mustafa Amca iş sahibi, ileri görüşlü hepsi okkalı, kaliteli adamlar. Aşar 1925 yılında kaldırılınca Halit Ağa köyün muhtarı olmuş. Hanımı Saadet Nine ağadan despot, nüktedan bir kadın, namı diğer Güneyli Yenge bugün köyde karşılaştığım yaşı 60’ı aşmış insanların çoğunun ebesi, onları doğurtan ebe yani. Çok derinlemesine bilgilerim olmamakla beraber zaman içerisinde köyde bulunmakla daha fazla bilgi edineceğimi ümit ediyorum. Asırlık konakta hatırı sayılır misafirlerin konuk edildiğini, yörenin mahir aşçılarının ellerinden çıkma yöresel yemeklerin ikram edildiğini duydum. Saadet Nine ebesi olduğu, kendisine anamdır diyen köyden bir abimize bu konağın zamanında kendilerine 50  altına mal olduğunu söylemiş. Düşünün bu teferruatlar bile ilgimi çekiyor, genelde o kadar az bilgi var ki, ailem hakkında duyduğum zerrecik bilgiye bile balıklama atlıyorum. Babası öldükten sonra dedem haftada bir ciple kasabadan köye çıkar, annesinin, evin erzak vs. ihtiyaçlarını görürmüş ki sonraki yıllarda buna ben de şahit olmuştum. Daha önce hiç üstünde durmadığım yani aklıma gelmeyen bir şeyi fark ediyorum ya da hissediyorum demek belki de daha doğru o da şu ki, dedemin annesine olan düşkünlüğü, gamsız gibi görünen eski bir adamın anasını hiç aksatmaması. Bir de dedemin hastalığının şiddetlendiği yaşamının son günlerinde çayırları ve orada yayılan atları sayıklaması,  beni hayli şaşırtmıştı çünkü birlikte geçen zamanlarımızda bunlardan hiç bahsetmemişti.   Çocukluğumda birkaç kez gittiğim bu cennet köşe, birkaç kez rüyama girmiş gibi belli belirsiz aklımda kalmıştı. Aslında aileme, bana ait olan, yani bir parçası olduğum bu köy nedense bizlere hiçbir aidiyeti yokmuşçasına, ulaşamayacağım kadar uzak bir yurt, evet tam da bir rüya gibi yıllar yılı orada durdu.  Ve gün geldi o topraklar, o eşsiz tabiat, havası, suyu beni öylesine kendine çekti ki, bir daha da aklımdan hiç çıkmadı.  Ailemizin orada atadan kalma bir sürü tarlası, köyün içinde kocaman bahçeli zamanında konak şimdi virane bir evi olmasına rağmen sadece bana ait olmasını istediğim bir toprak aldım, benim toprağım. Şimdi oraya minik bir ev yapmak, orada huzur bulmak, ailemin geçmişinden izlere rastlamak istiyorum.  Köyüm ve toprağım, işlerimin bozulması neticesinde hayatımın buhranlı bir dönemece saptığı noktada aklıma, fikrime teselli, bir huzur oldu.

Devam Edecek

Yazan:Bekir Mutlu Gökcesu 2015

Bu hikayenin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir